Pazartesi, Şubat 13, 2012

Eski Lezzetler/25: Motörü yok ki...


(Bülent Şentay arşivi: Cumhuriyet gazetesi, 29 Temmuz 1950)

Cumartesi, Şubat 11, 2012

Markethink ya da Farkethink! “Deneyimsel Pazarlama & Duyusal Markalama UĞUR BATI


Nasıl bir kitap okuyacaksınız?”

Türkçe marka ve pazarlama yazınına ilişkin en kapsamlı ve çarpıcı kitaplardan biri…

Yeni nesil pazarlama, artık her şeye başka bir pencereden bakıyor. Temelde, tüketici satın alma karar mekanizmaları üzerinden hareket ediyor. Satışın artık bir bilimsel disiplin olarak ele alınması gerektiğini ifade ediyor. Bilinçdışı kuvvetlerin dinamiğini de anlamamız gereğine dikkat çekiyor. Alışılmış reklamcılık anlayışının da sarsılması gerektiğini düşünüyor. Pazarlama zekâsına, marka aklına inanıyor. Metaforların ve dolayısıyla nöropzarlamanın gücünü biliyor. Reklam dilinin tutum yaratma konusundaki etkisini, yaratıcılığın ikon markalar yaratma konusundaki katkısını ele alıyor. Bütünleşik pazarlama iletişiminin marka oluşumunda bir çatı olduğunu kabul ediyor, dijital pazarlamanın gücüne dikkat çekiyor. Duyuların ve duyguların tüketici tercihlerini nasıl etkilediğini söz konusu ediyor. Ve bunların hepsini deneyimlere bağlıyor. Bu yaklaşımların sonucunda şunu ekliyor: “Tüketicisine herhangi bir deneyim yaşatmayan her marka, ölmeye adaydır…

İşte Uğur Batı da deneyimsel pazarlamayı ve duyusal markalamayı, günümüz pazarlama iletişiminde tam işin kalbi olarak görüyor. Bu kitapta tüm bu deneyimsel pazarlama unsurlarını bol örnekle açıklıyor. Çarpıcı anekdotlarla anlatıyor. Bu işte duyuların rolünü teker teker inceliyor. Her bölümün sonunda markalara deneyimsel ve duyusal olmayı nasıl başarabilecekleri konusunda öneriler sunuyor.

Kariyerinde reklam yazarlığı, yaratıcı yönetmenlik, marka uzmanlığı, danışmanlığı ve öğretim üyeliği gibi reklamcılığın neredeyse tüm taraflarında bulunmuş olan Uğur Batı, kitabında reklam yazarlarına, tasarımcılara, reklam yaratıcılarına, marka uzmanlarına ve diğer tüm pazarlama profesyonellerinin yanı sıra iletişim öğrencilerine de sesleniyor.

Markethink ya da Farkethink, yayımlandı...


A. Selim Tuncer'in tanıtımıyla Markethink ya da Farkethink!


Gözümüz rengi ve formu, kulağımız sesi, dilimiz tadı, burnumuz kokuyu ve parmaklarımız dokuyu algılamamızı sağlar. Bugünün uzaktan iletişim teknolojisi henüz gözümüzü ve kulağımızı besleyebilen yeteneklere sahip olmasına rağmen onun kitlesel yanı hepimizin işini kolaylaştırıyordu. Oysa üç duyunun devre dışı kaldığı, diğer ikisinin ise ancak aracı medyumlar yoluyla alıcı pozisyonuna geçtiği bir iletişim holistik bir algı yaratamazdı. Duyusal markalama, hem tüm duyuları aynı anda harekete geçiren hem de temasın sağladığı sıcaklığı keyifli bir deneyime dönüştüren imkânlarla konvansiyonel yaklaşımların eksikliğini ve yetersizliğini gözler önüne seriyor. Uğur Batı, bir iletişim profesyoneli olarak elde ettiği birikimi bir akademisyen uzmanlığı ve duyarlılığıyla harmanlayarak bu alanda yepyeni ufuklar açıyor hepimize. (A. Selim Tuncer
http://selimtuncer.blogspot.com/

Perşembe, Şubat 09, 2012

Eski Lezzetler/24: Muz rengi telefonlarımız gelmiştir!


(Bülent Şentay arşivi: Cumhuriyet gazetesi, 31 Temmuz 1950)

Pazartesi, Ocak 16, 2012

"Türk reklamcılığının yıldızları burada: www.lionsdrumsnothers.com"


Uluslararası yarışmalarda ödül kazanan işleri ve ajansları bir araya getiren site http://lionsdrumsnothers.com Reklamcılar Derneği'nin 2009'da açtığı bir sayfa fakat her nasılsa benim yeni haberim oldu. Güzel çalışmalar var. Sitede kategoriye ve yıllara göre arama yapılabiliyor, detaylar kısmında künye ve ödül bilgileri var. Şimdiden iyi okumalar.

Orada kimse var mı?

Uzun zamandır defteri seyrek takip ediyorum. Seyrek diyorum çünkü bir kaç kişinin ilgisi dışında tık yok. Neden bilmem!

Herkes burada mı? Neden ilgisiz bu kadar, bu yazmacı çocuklar? Dükkanlarında habire yazmaları, yazma dürtülerini mi tüketiyor acep?

26 yıldır yazma işi yapan biri olarak söyleyeyim, evet dükkan insanı tüketiyor. Ama eğer sen izin verirsen daha çabuk tüketiyor. İzin vermemenin en güzel yolu, kendi keyfiniz, isteğiniz için yazmak. Deftere yazın, kağıda yazın, duvara yazın, yazın yeter ki!

Hadi bakalım, hodri meydan!

Perşembe, Ocak 12, 2012

İsim çalışması


İsim çalışması, önemli konudur. Bir reklam yazarının bazen rüyası, bazen kâbusu olabilir. Genellikle brief'ler bir gaz bulutundan ibarettir. İlk aşamada şansınız ve doğru düzgün bir brief'iniz varsa bu kez en uygun olduğunu düşündüğünüz isimlerin kozmetikten şarküteriye kadar çoktan kapılmış olduğu gerçeğiyle karşılaşırsınız. Kimi durumlarda Türkçe, İtalyanca, Fransızca, hatta Latince sözlükler karıştırırsınız, Samanyolu'nu karış karış tararsınız. Müzikten tıbba pek çok jargonda gezinirsiniz. Periyodik cetveli gözden geçirir, bitki, hayvan türlerine tek tek bakarsınız. Mitolojiye dalar, bazen çıkamazsınız. Dünya haritasını başka bir gözle incelersiniz. Hem markaya/hizmete/içeriğe uygun, hem anlamlı, hem akılda kalıcı, hem yazılışı kolay, hem kulağa hoş gelen, hem doğru çağrışımlar yaptıracak, hem de o alanda daha önce kullanılmamış, taptaze bir sözcük/tamlama ararsınız. Tüm bunlara karşın, isim çalışmak güzeldir. İsim annesi/babası olmak hoştur. Sayfalar ve vakit dolar, önce ekipte, sonra ajans içinde hafifletilen listede bir alternatif, en sonunda müşteride de hayatta kalmayı başarırsa, bu kez logo yolculuğu başlar.

Fotoğrafta gördüğünüz büfe ismi ise tüm bu yazdıklarımı alt üst ediyor. Beleş Döner. Dil Derneği'ne soracak olursak "Beleş: Karşılıksız, emeksiz, parasız elde edilen." anlamına geliyor. Çok ucuz, kolay erişilebilir mi demek istemişler acaba? Emek vermeden yemek vaadi mi söz konusu? Bir de lll ibaresi var, Beleş Döner zinciri olduğu anlamını çıkarıyorum. Burası İstanbul Sefaköy'de Arel Üniversitesi'nin karşısında bir büfe. Bu arada Arel bir vakıf üniversitesi, dolayısıysa öğrenciler döneri ucuz diye tercih etmiyorlar muhtemelen. Fiyat/değer ilişkisine dikkat edilmiş mi? Hayır! Ne kadar ucuz olduğu bu kadar kuvvetli şekilde vurgulanan bir yiyeceğin, normal fiyatlılarla kıyaslandığında hijyenik ve sağlıklı olmayabileceği, az gramajlı, ithal et/martı eti (İst. Üniv.'liler arasında efsanedir) olabileceği akla gelmez mi? Bir sahtekârlık havası yok mu? Yoksa aşağı yukarı standart bir maliyeti ve satış fiyatı olan bir üründe/hizmette bedava derecesine yakın ucuz olmak mümkün mü?

Bu dükkanda Beleş Döner lll açılmadan önce yine bir büfe vardı (okul karşısında demiştik di' mi?) O da bir zincirdi. Etiler Marmaris Büfe. Çok tutmadı, kapandı. (Aynı yerde, aynı türden işletmeyi niye açarlar, yerle ilgili bir aksaklık olduğunu niye düşünmezler, o da ayrı konu.) Aslında hep onun hakkında Ortak Deftere yazasım vardı, bir türlü denk gelmedi ama madem ismi geçti, onunla ilgili kafama takılan şeyi de paylaşayım. Geriye doğru çözümlemeye çalışıyorum ismi: Marmaris'te meşhur olmuş, Marmaris'in çağrıştırdığı lezzeti (tost, sandviç?) İstanbul'da Etiler'e yerleştirmiş, durun daha bitmedi, Taksim'de şube açmış, sonra işleri büyütüp zincir haline gelmiş bir marka var karşımızda. Sefaköy'de Etiler Marmaris Büfe. Daha tuhafı, geçen yıl, bu zincirin yaygınlaşmaya başladığı sıralar, E5 üzerinde Bahçelievler civarında çok katlı bir binanın yol tarafındaki cephesinde bir giydirme yapmışlardı. Not almıştım, aynen şöyle yazıyordu: Etiler Marmaris Büfe, İncirli'de! (Burası Bahçelievler, tekrar hatırlatırım!) Nasıl bir kaos, kavram karmaşası!

Başa dönersem, beyaz eşya markası da olsa, ara sokakta bakkaliye de olsa isim mühim. Çıtır Kuruyemişlere, Şifa Eczanelerine, Bereket Lokantalarına, Aldırma Birahanelerine, Güven Hukuk Bürolarına selam olsun!

Pazar, Ocak 01, 2012

Hayal


Hayallerle aram hep iyi olmuştur. Ayaklarım fazlaca yere bassa da içten içe kuvvetle sarıldığım hayallerim olduğunu, bazen gerçeğe dönüştüklerinde fark ederim. Hayaliniz bol olsun, tez zamanda gerçek olsun, hayata geçsin, Ortak Defter'e de daha çok yazı olarak dönsün. Yeni yılda daha çok görüşelim, yazışalım, fikir alışverişi yapalım, güzel işleri paylaşalım. Bu vesileyle yılbaşında bana gelen sevdiğim 2 e-kart ile Oğuzhan Akay'ın Facebook'ta yayınladığı ilk göz ağrım MovidadPlus MAP'in güzel kartını sizlerle paylaşmak istiyorum. Publicis Yorum, Grup 7 ve MovidaPlus MAP

Ben geçen yıl hayallerimden birini gerçekleştirdim, bir diğerinde de yol kat ettim. Tüm hayalperestlerin yeni yılı kutlu olsun!

Etiketler: , , ,

Pazartesi, Aralık 05, 2011

Başsağlığı

Sevgili Haluk Mesci'nin değerli annesi Mübeccel Mesci'nin vefat ettiğini öğrendim. Cenazesi 6 Aralık 2011 Salı, öğle namazını müteakip Hasdal Mezarlığı'nda defnedilecektir. Yakınlarına sabırlar dilerim, Allah rahmet eylesin.