Cuma, Ağustos 05, 2005

Japon anneler...








Bir öğrencim göndermiş. Bakın, demiş, Japon anneler nasıl hazırlıyormuş çocuklarının beslenme çantasını...

Yaratıcı ve yaratıcılığa saygılı kişiler yetiştirmek için onları küçücükten böyle beslemek gerekiyor, kesin.

1 Comments:

Blogger Ceylan Pojon said...

Beslenme çantasıyla matara

Benim annem ilkokulun ilk yılından sonra bana beslenme hazırlamayı bıraktı. Çünkü kendisi hem kardeşime hamileydi hem 2. üniversitesini okuyordu. Yani daha ziyade kendi beslenmesiyle meşguldü. Ananem de benim yemek yemeyen hiperaktif çocuk tribime boyun eğerek çantamın dibine bir elma atmaya ikna ederdi beni en fazla. O elma her gün benimle birlikte okula gider gelir gider gelir sonunda çürür ve kokusunu defter ve kitaplarımın arasına bırakırdı. İlk senem çok daha utanç vericiydi. Yasak olmasına rağmen her seferinde annem beslenmeme o kokulu kokulu muzları, köfteleri koyup yollardı beni okula. Gizli gizli yerdim ama, kokuyorlardı be kardeşim! Evet ben, bir sınıfta 60 kişinin alt alta üst üste okuduğu bir devlet ilkokulunda okudum ve çocukluğum bu yüzden çok renkli geçti. İlk en yakın arkadaşım, babası kapıcı olan, saf mı saf, nereye çeksen gelen, iyi kalpli ve kafası tıraşlı bir çocuktu: Sait. Beslenmelerimi beraber yerdik. Yerken de habire sorardı bana, bu ne? Bu ne? Peki ya bu? Kaşar peyniri “terimini” ilk benden duymuştu mesela. İnanamamıştım birisinin kaşar peyniri görüp “bu ne” demesine. Sonra da “haaa, yani kafayı mı kaşındırıyo?” diye abuk subuk bir bağlantı atmasına. Hiç unutmam o sahneyi. Çok gülmüştük beraber. İşin garip kısmı, ben bir sene daha büyüyüp okulun 2. senesine başladığım andan itibaren Sait’i bir daha hiç görmedim. Belki de o hep ordaydı, sadece biraz daha saydamdı. Sınıfın diğer zengin çocukları gibi ben de onu görmezlikten gelmeye başladım belki de… Benzer türler birbirlerini çekti, farklılar dışta kaldı. İlk günün saflığı ve tarafsızlığı da, ilk günde...

05 Ağustos, 2005 11:27  

Yorum Gönder

<< Home