Pazartesi, Ocak 29, 2007

Mevsim Normalleri Sergisi

İnsanlara aptal demeyi sevmem de, bazen hakediyorlar. Ben hakediyorum mesela. Düzgün baksam kim bilir ne ilginç şeyler göreceğim çevremde, yaşamaya değer neler keşfedeceğim... Ama aptallık var serde, görmedi mi göz görmüyor işte!

Bazen sigaranın ucundaki küllerin arasına sıkışmış kırmızı bile öyle güzel görünüyor ki, büyülenmiş gibi bakıyorum renge. Sigaranın yarısı bakarken bitmiş, umrumda değil. Bazen de gözümün önünde Hiroşima patlıyor resmen, göremiyorum. Bir de utanmadan, sıkıldığımı söylüyorum bunun üzerine. Ayıp be ayıp!

Hiç yazasım da yok biliyor musunuz? Yanımda defterimi taşıyordum yaptığı ağırlığa aldırmadan. Bir ara yazacak gibi oldum ve "değmez" deyip bıraktım. Oysa millet o küçücük "değmez" kelimesinden yola çıkıp roman yazıyor. Ben sıkıldığımı söylüyorum sadece. Sıkıntı deyince de aklıma Oblomov geliyor, düşününce bile dehşete düşüyorum. Bitiremediğim kitaplardan biriydi, yarısına bile gelememiştim. Klasikler arasında ayrı bir yeri olan güzide eserlerden. Hala klasikler arasında olmasının tek nedeniyse yerinden kalkamaması. Ama muhtemelen dünyanın bir yerinde bu kitabı severek okuyan birileri olmuştur, haksızlık etmeyeyim. Benim sinirlerim zayıfmış der, kestirip atarım.

Bütün bunlar süregiderken, yaratıcılığıma ters orantılı bir şeyler oldu. Kesinlikle işe yarayacak şeyler geliyor aklıma, anlattığım zaman çok güzel tepkiler alıyorum. Soğuk hava aklımı başıma getirmiş olsa gerek. Belki hiçbiri uygulanmayacak, belki ben yapamadan başka biri yapacak ve "benim fikrimdi kahretsin!" diyeceğim ama umrumda değil. Kafam bir kere çalışmaya başladı ve durmuyor. Buna bağlı olarak (bir de serotonin amaçlı yediğim kilolarca çikolatanın etkisiyle) ben de yerimde duramıyorum. Ah, bir de bu fikirlerin hiçbiri şu anda üzerinde çalıştığım işle ilgili değil. Hayat böyle cilvelerle dolu sayın ortaklar... Ne ironik komşumuzdun sen Fahriye Abla!

Son söz: Çikolata nefis bir şey!
Sondan bir sonraki söz: Mevsim normallerini hiç anlayamamışımdır. Bir mevsim normal kabul edilen insanların diğer mevsimlerde deli yerine konması hiç doğru gelmiyor bana. Şirketler bunu "ayın elemanı" şeklinde ne de güzel çözmüşler oysa...

2 Comments:

Blogger Burak Kargın said...

Mevsim normallerinin altında,
Eğri bakıp düzgün düşünmek iyidir.

Göz yordamıyla tespitler,
Kulak yoluyla dikteler işe yarıyor.

Aklın yolu birdir ama;
Akıl akıldan üstündür!

Ayın elemanına bir şey diyemem,
Yılın mevsimini tartışırım.

Çikolatayı severim,
Sütlü çikolatayı görünce terkederim.

Fikirlerin her türlüsü güzel.
Yeter ki yeniden olsun!


Bu güzel yazınız bende bunlar çağrıştırdı İnci Hanım. Ne çok yere dokunmuşsunuz, teşekkürler...

30 Ocak, 2007 15:43  
Blogger Maksude Kılınç said...

Mevsim normallerinin üstünde olmak daha iyidir, tavsiye ederim. Ayın elemanı meselesi beni sinir eder, herkes -ne ayı- her anın elemanı olmalı. Çikolataya bayılırıııııııım, esmeri dışında. Madem tatlı deniyor, tam tatlı olmalı. Dosdoğrusundan yani.

İzmir'de acayip bir soğuk ve olağanüstü bir güneş var. Gençler yine kordonyolunda.

İşte böyle. Sağol İnci, sabah sabah iyi geldin bana. Bu arada bırak Oblomov'u, canın istediğinde oku. Zorlanınca gitmez tuğla kitaplar.

31 Ocak, 2007 10:20  

Yorum Gönder

<< Home