Salı, Eylül 12, 2006

Bir şey sormak istiyorum

Eski ajansımda bütün çalışanlara bir soru sorulmuştu; "Reklamcı olmasaydınız ne olurdunuz?" Ben, şaman rahibesi olurdum, diye cevap vermiştim. Ne alaka değil mi?
Mistik konulara olan eğilimim, fallara, rüyalara, doğa üstü olaylara olan ilgim, öteki dünyanın kimi zaman bu boyutta yaşandığına inanmam v.s... Herhalde bu yüzden böyle bir cevap verdim. E içki ile de aram iyi:)

Ama şimdi merak ediyorum, acaba sizler neler yapardınız? Dünyada reklamcılık adı altında bir meslek olmasaydı?..

17 Comments:

Blogger Haluk Mesci said...

Ee, şaman rahibesi diye bir şey yok yav. Şaman var doğrudan. Gel sen şaman ol.

Ben reklamcı olmasaydım kesin marangoz olurdum. Hala olabilirim.

12 Eylül, 2006 18:14  
Blogger Tansu M. Gülaydın said...

Ben ben ben...At terbiyecisi olurdum. Atlar ne tür terbiyesizlik ediyorsa artık...

12 Eylül, 2006 18:32  
Blogger Nurettin Yay said...

Hatice güzel bir soru yakalamış,bu ara bende bunu düşünüyordum. Haluk Abi marangoz, Tansu At terbiyecisi, bende aşk gemisinde kaptan olabilirim. :)Aslında ciddi ciddi zeytinyağı ticaretine girmeyi düşünüyorum.

12 Eylül, 2006 18:48  
Blogger Çağlar Alkaya said...

ben, mal sahibi mülk sahibi hani bunun ilk sahibi olurdum.ama aslında mal da yalan, mülk de yalan, var biraz da sen oyalan...
ben de şaman büyücüsü olurdum.

12 Eylül, 2006 18:57  
Blogger Eda Çizioğlu said...

Nörolog olmak isterdim ben. ÖSYS kuşağı mensubu olarak fen bölümünden okul seçmem bile kabul edilemez olduğu için arkeolog oldum önce, sonra da reklamcı.

12 Eylül, 2006 21:41  
Blogger Bülent Şentay said...

Ben reklamcı ol(a)masaydım tellal olurdum.

12 Eylül, 2006 23:27  
Blogger Serhat Bayram said...

Notalar içimi kaynatıyor, bir yerlerde bişeyler çalmaya çalışırdım gitarımla ama aslında pasta yapan bir adam olurdum, küçük bir pasta atölyesi, pastalari kendim yaptığım... Bir çoğunu da ben yerdim açıkcası, e kalanları satardım |...kalırsa...| * Taksim / Istiklal Caddesinin Tünel'e doğru son sol sokağı; Kumbaracı Yokuşu'ndan aşağı inerken Leb-i Derya'nin oldugu tarafta küçücük bir dükkan var, adini her okuyusta heyecanlaniyorum, KÜÇÜK KURABİYLER DÜKANI!

13 Eylül, 2006 06:36  
Blogger Hatice Üzgül said...

Ya da Güzin Abla'nın mesleği her neyse, ondan da olabilirdim ben:)))

Düşünsenize size sorulan soruları ve verdiğiniz cevapları... Baştan sona komedi:)

Rumuz: Gül Yürek
Güzin abla, ben 17 yaşında gencecikten bir ev kızıyım. Ben bakkalın çırağına aşık oldum, o ise benim en yakın arkadaşımla çıkıyor ne yapmalıyım?

Cevap: Gül Yürek
Bak kızım, sen henüz genceciksin. Karşına daha ne fırsatlar çıkacaktır. Bu gençlik hevesinden öte bir şey değil. Ayrıca belki kız arkadaşınla ikisi ayrılabilirler, biraz zamana bırak(!) ????**




Ki bu en usturuplu sorulardan birine örnek:) Daha neler neler var!

:))

13 Eylül, 2006 09:39  
Blogger Nokta Çelik said...

Zihni Sinir olurdum, buluşlarımı anlamayanlara da sinir olurdum:) Yok yok, ressam olurdum ya da en iyisi iş bilgisi öğretmeni... Kesip biçeyim, katlayıp boyayayım, çıtalı uçurtma, kağıttan kurbağa yapayım... Gerçi şimdi de yapıyorum çok çeşit bilmiyorum heh he:)

13 Eylül, 2006 11:04  
Blogger Tayfun Kısacık said...

Ben reklamcı olmasaydım oyuncu olmak isterdim. Isterdim diyorum çünkü yetenek gerektiriyor. İkinci tercihim de yönetmenlik olurdu.

13 Eylül, 2006 11:35  
Blogger Tuğçe Özel said...

Beyin cerrahı olurdum herhalde… Çocukken en büyük hayalimdi. Daha sonra anladım ki, benim derdim beyinle değil, içindeki düşüncelerle…

Reklamcı olmamın en büyük sebebi de budur zaten. Hastaya hiçbir şey hissettirmeden canlı canlı ameliyat etmek!

Aç, kapa... Artema :)))

13 Eylül, 2006 12:09  
Blogger Vahide Tandelen said...

Ben ezelden beri bana gazetede bir köşe versinler, her şeyi eleştireyim isterim. Hülya-Kaya-Zehra üçgeninde yaşananlar olsun, milli kaynanalar olsun, o dönemin skandalları olsun... Hem uzmanlık gerektirmiyor hem de para kazandırıyor. Zaman da almaz fazla. En zor kısmı televizyon karşısına geçip bunları takip etmek olsa gerek.

13 Eylül, 2006 12:52  
Blogger Murat Kaya said...

Bu sorunun iki cevabı var bende.

"Reklamcılık diye bir meslek olmasaydı" sorusuna verilecek cevabım; reklamcılığı ortaya çıkaran adam olmak isterdim olurdu.

Soruyu kelime oyunu yapmadan cevaplamam gerekirse, herhalde çocukken planlarını yaptığım "otomobil fabrikası" projesinin peşinden koşturuyor olurdum. Murat 124'ler vardı o zaman, "neden ben de Murat'tan ötesini üretmeyeyim ki" diye düşünürdüm. Adıma yakışmadığını düşünüyordum o arabaların herhalde :) Murat Murat Murat.

13 Eylül, 2006 13:53  
Blogger Çağlar Uzunca said...

Reklamcı olmasaydım bir GO oyuncusu olmak isterdim. Belki de hiçbir zaman üst düzey bir GO oyuncusu olamacağım için reklamcı oldum :)

13 Eylül, 2006 14:42  
Blogger Ahu Serap Tursun said...

Reklamcı olmasaydım bir kriminolojist yada simgebilimci olmak isterdim.

14 Eylül, 2006 13:46  
Blogger Maksude Kılınç said...

Ben reklamcı değilim! Ya da aslında reklamcıydım da sonradan vazgeçtim. Ya da hiç olmak istemesem de kaderin rüzgarı beni reklamcı yaptı diye bir hikayem var.

Ben aslında Doğrucu Davut'um ama bunu bir tek ben biliyorum. Eh, bu da pek işe yaramıyor.

Yani Hatice sana ne demeli bilmiyorum. Derin bir konu bu, bir batarsam çıkamayacağım. Vazgeçtim.

14 Eylül, 2006 23:14  
Blogger Ezgi Yener said...

--dansöz--

19 Eylül, 2006 13:48  

Yorum Gönder

<< Home