Pazar, Haziran 11, 2006

Yorumsuz !

Bana gelen bir e-postayı aynen buraya alıyorum :

--------

Not: Bu yazım emeğe saygı isteyen bir öğretmene destek vermeniz için gönderilmiştir. Dikkate alanlar bana mail ve telefon yoluyla ulaşabilirler.

Alaçamlı Halk Şairi-Reklam Yazarı Eğitimci Gazeteci Hasan Sancak’tan Şok İddia !..
MAVİ JEANS COCA COLA TURKCELL VE BLENDAX RÜYALARIMI ÇALDI.

Adım Soyadım Hasan Sancak’tır. 50 yaşındayım. Samsun’un Alaçam ilçesi, Cumhuriyet İlköğretim Okulunda görev yapan, 25 senedir bu meslekte bulunan bir öğretmenim. 22 senelik evliyim. Nagehan isminde bir kızım, 21 Alp Cihan 18 ve Boğaç Han 16 isminde de iki tane erkek çocuk sahibiyim. O’ dur, Onlar Analarımız, Benim Annem Melekti isimli üç tane şiir kitabım vardır. Bu kitaplarımla birlikte basıma hazır 40 tane şiir kitabım okuyucularla buluşmayı bekliyor.

1 Aralık 2000’de gördüğü rüyayı Notere onaylatan dünyadaki ilk kişiyim. Şimdiye kadar şiir kitaplarım, NOTER ONAYLI RÜYALARIM, Notere onaylattığım “Televizyonlar İçin 300’e yakın ilginç yarışma ve reklam senaryoları ile kamuoyunun gündemine geldim. Notere onaylattığım 20 tane reklam senaryom ile birlikte yazmış olduğum 400 tane
alternatif reklam senaryom bulunmaktadır. Bu reklam senaryolarımın 40 tanesi rüyadır. Notere onaylanan 8 tane rüya reklamım vardır. Bu rüya reklam senaryolarımdan 3 tanesi aşağıda ismi geçen dört tane büyük şirket tarafından, benden izin alınmadan ulusal televizyonların reklam kuşaklarında gösterilmiştir. Bunları RÜYALARIMI GERİ VERİN kitabında okuyucularla buluşturacağım.

Yazdığım ve Notere onaylattığım ilginç bir rüya reklamım benden izin alınmadan Haziran-Temmuz 2004’te bir kot firması (MAVİ JEANS) Nisan 2005’te de dünyada sadece kendime ait olan NOTER ONAYLI RÜYA’ M Coca Cola, Ocak 2006 yılının ilk haftasından itibaren de bir Cep Operatörü (TURKCELL) esinlenerek oynatmışlardır. BLENDAX’IN ALOE VERA ÖZLÜ NEMLENDİRİCİ ŞAMPUANI 15.02.2006 tarihinden itibaren de başka bir NOTER ONAYLI KÂBUS YATAK REKLAM SENARYOMDAN esinlenerek reklam senaryomu oynatmıştır. Kot, İçecek, Cep Operatörü VE ŞAMPUAN FİRMASINI rüya reklam senaryolarımı BENDEN İZİNSİZ kullandıkları için protesto ediyorum. Bu
dünyada ve öbür dünyada peşlerini bırakmam mümkün değildir. Hakkımı sonuna kadar savunacağım. Benim haklı olduğumu bütün Türkiye’ye ve dünyaya ispat edeceğim. Paranın ve gücün yetmeyeceğini, onurlu insanların karşısında
parayla susturmanın bir işe yaramayacağını herkese göstereceğim. Çok değişik eylemler ile sesimi bütün kamuoyuna duyuracağım. Ülkemizde onurlu televizyoncular ve gazeteciler de bulunmaktadır.Bütün hepsine telefon, faks ve İnternet üzerinden ulaşacağım..Aralık 2000’de bütün dünya bu olay dolayısıyla beni ve Samsun’u konuştu. O zamandan bu zamana kadar Notere,telefona,faksa verdiğim paraların haddi hesabı yoktur. NOTER ONAYLI
RÜYALARIM bana aittir, dedim. Bunun konusunu ya da küçük bir kısmını bile kimse izin almadan yayınlayamaz, söyledim.

Bu konuyla ilgili gazetelerimizin yayınladığı onlarca haber bulunmaktadır. Rüyalarımın İngilizce metnini de yazdırıyorum. İnternet aracılığıyla bütün dünya ajans ve televizyonlarına bu durumu bildireceğim. Yaptığım mücadelemin haklılığını herkes görecek ve anlayacaktır. Buradan basınımızın yardımıyla Samsun’daki en yetkili ve yetkisiz kişiler olmak üzere bütün herkesin, özellikle yerel köşe yazarlarımızın bana destek olmalarını rica ediyorum. Artık bu durum benim olmaktan çıkıp Samsun’un meselesi olmuştur. Özellikle iş adamlarımızı ve belediye başkanlarımızı kitaplarımın çıkması için şahsıma destek olmaya davet ediyorum. Buradan haberimi yayınlayan televizyonlar ve gazeteler vasıtasıyla Başbakanımıza çağrıda bulunuyorum Sayın Başbakanım. Size 26 Kasım 2005 tarihinde Samsun’da yaptığınız mitingde sesimi duyurdum. Beni duydunuz fakat ne olduğunu bilmediğiniz için ilgilenmediniz. Ben de Samsun Milletvekilimiz Sayın Suat Kılıç ile size yeni çıkartmış olduğum Benim Annem Melekti şiir kitabım ile birlikte bir mektup yazdım. Şu ana kadar sizden bir cevap alamadım. Yetkili il idarecilerinden bir destek şimdiye kadar göremedim. DYP Genel Başkanı Sayın Mehmet Ağar, Anavatan Partisi Genel Başkanı Sayın Erkan Mumcu, Kültür Bakanımız Sayın Atilla Koç, İbrahim Tatlıses, Savaş Ay, Atıf Bir… Daha yüzlercesi benimle ilgilenmemişlerdir. Bir halk şairinin derdine derman olamayanlar, milletin derdine nasıl derman olacaklardır? Bunu kamuoyunun takdirine bırakıyorum.

25 senelik meslek hayatımı bu sene tamamladım. Emekliye ayrılıyorum. Şahsi olarak Samsun Asliye Hukuk Mahkemesine Coca Cola hakkında yapmış olduğum müracaat kabul edilmiştir. Samsun 3. Asliye Hukuk
Mahkemesi'nde görülecek olan davanın ilk duruşması önümüzdeki günler içinde yapılacaktır. Beni Samsun’unumuzun en ünlü avukatlarından Ali Türkmen savunacaktır. Şahsıma karşı göstermiş olduğu yakın ilgi ve destekten dolayı
kendisine teşekkür etmeyi bir borç biliyorum.

İnternet’te, Goegle’den HASAN SANCAK ya da NOTER ONAYLI RÜYA yazdığınız zaman onlarca haberimi göreceksiniz. İstanbul’daki büyük basın paranın esiri olmuşlardır. Reklam aldıkları için susmaktadırlar. Onlar adeta Kurtuluş Savaşı’ındaki müstemleke basına benzemektedirler. Türkiye ve dünyada hür, bağımsız, onurlu ve yüreği yeten gazeteci ve televizyoncuların olduğunu biliyorum. Beni asla susturamayacaklardır. Artık meydanlardayım. Sesimi kısmak isteyenler kısamayacaklardır. Hak güçlünün değil, hak haklının olduğunu herkese göstereceğim. Artık İnternet denen bir medya vardır. İnternet sayesinde milyonlarca kişiye ulaşacağım.

Şu anda site açmak için uğraş veriyorum. Burada benimle ilgili her şeyi bulacaksınız. Size ilk etapta açmış olduğum bu bölümde NOTER ONAYLI RÜYA, yazmış olduğum bu yazımla ulaşmış oluyorum. Gerçekleri duyuracağım İnternet Sitemden öğreneceksiniz. Okuyucu köşesinde yazılarımı okuduktan sonra görüşlerinizi özgürce açıklama imkanı bulacaksınız. Onların reklamlarını biliyorsanız aralarında kıyaslama yapmış olacaksınız. Yukarıdaki şirketlerin İnternet adreslerine girerek 25 senelik bir öğretmenin NOTER ONAYLI RÜYALARI’nı çalanlara protestolarınızı bildireceksiniz.

Samanyolu Televizyonu Maceracı Programı Sunucusu Murat Yeni, Yapımcı: Adem Tan, Yönetmen: Selçuk Ateşalan ve toplam altı yiğit insan 26 Mayıs 2006 Cuma günü Alaçam’a kadar gelerek saat 20.45’te 10 dakika benim haberimi dünyaya tanıttılar. Onları bu asil davranışları için tebrik ediyorum.Her bulunduğum mekanda isimlerini herkese
anlatacağım.Aşağıdaki yazıları çok dikkatli okumanızı rica ediyor, saygı ve sevgilerimi sunuyorum.


DÜNYADA EŞİ VE BENZERİ YOK NOTER ONAYLI RÜYA BU YAZININ TAMAMI ALAÇAMLI HALK ŞAİRİ REKLÂM YAZARIEĞITİMCİ-GAZETECİ HASAN SANCAK’A AİTTİR. DÜZENLEME ŞEKLİNDE İFADE TESBİT TUTANAĞI

İki bin yılı Aralık ayının birinci günü 1/12/2000 Aşağıda mühür ve imzası bulunan Ben Bafra 2. Noterliği NİLGÜN KURT Çakırmahmut İş hanı Kat:1 Bafra adresindeki dairemde görev yaparken, yanıma gelen ve gösterdiği Alaçam
nüfusundan YENİLEME nedeni ile verilen 22.08.1989 gün ve V01-985727 numaralı fotoğraflı nüfus cüzdanı kimliğine göre Samsun ili Alaçam ilçesi Yeni cami Mah. Nüfusunda 008.5 cilt 16 sayfa 290-7 kütükte kayıtlı olup,baba isminin
Yakup, anne isminin Emine olduğu ve 1956 tarihinde doğduğu anlaşılan ve halen Yeni cami Mah Alaçam adresinde oturduğunu ve okur yazar olduğunu söyleyen HASAN SANCAK Düzenleme şeklinde bir ifade TESBİT TUTANAĞI tanzimini istedi. Kendisini yukarıda yazılı hüviyet ile tanıdığım gibi,bu işi yapma yeteneğinin bulunduğunu ve okur yazar olduğunu gördüm. Bunun üzerine şu suretle söze başladı. Aşağıda anlatılan rüya yazısı hiçbir bilgisayar-İnternet-buzdolabı-süper market vb. şirketi tarafından tamamı ya da bir bölümü sahibinden izin alınmadan televizyon,radyoda ...reklâm hâline getirilerek seslendirilemez, oynanamaz, oynatılamaz ve yayınlanamaz.

İLGİLENEN ŞİRKETLERİN DİKKATİNE!..RÜYAMDA GÖRDÜĞÜM DÜŞ

Rüyamda karnımın zil çaldığını fark ederek uyandım. Saat gece 03.00'dı. Yataktan kalkarak mutfağa gittim. Buzdolabının kapağını açtım. İçerisinde yiyecek aradım. Ne yazık ki buzdolabında ve evde yiyecek namına hiçbir
şeyin olmadığını gördüm.Açlıktan ayakta duracak dermanım kalmamıştı. Su ile karın doyurulmaz diyordum, birden aklıma misafir odasındaki bilgisayarım geldi. Hemen misafir odasına koştum. Bilgisayarımı açtım, bilgisayar
faresini elime alarak, İnternet’e geçtim. Büyük bir market aramaya başladım. Uzun uğraşlardan sonra karşıma İnternet’te büyük bir süper market çıktı. Reyonlarda ne yoktu ki,tavuk,peynir, zeytin,sucuk ,pastırma...Canımın
çektiği hangi yiyecekler varsa,farenin imlecini o yiyeceklerin üzerine teker teker getirerek bir bir tıkladım.Her tıkladığım yiyecek benim buzdolabına üstten dolmaya başladı. Buzdolabını süper marketten ağzına kadar doldurdum.
Sevincimden havalara zıplıyordum. Kendi kendime bolluk ne güzel şey diyordum. Birden aklıma bu yiyeceklerin parasını vermediğim geldi. Doldurduğum o yiyeceklerin hesabını yapmaya başladım. Ortaya çıkan toplam
rakamın maaşımı kat kat aştığını gördüm Hanımın seslenmesiyle tatlı düşten uyandığım zaman durmadan elimin ağzıma gittiğini, sanki o yiyecekleri yiyor gibi bir hâl aldığını gördüm... Yazılan bu tutanak okunması için kendisine
verildi. Okudu. Yazılanların hakiki arzuları olduğunun bildirilmesi üzerine altı tarafımız dan imzalandı ve mühürlendi.

1 ARALIK 2000 İki bin yılı Aralık ayının birinci günü

T.C.
BAFRA İKİNCİ NOTERİ
NİLGÜN KURT
RESMİ MÜHÜR VE İMZA
ASLININ AYNIDIR
NO:1 6 8 6 2
1 ARALIK 2000

BURASI MAVİ JEANS İÇİN HAZİRAN-TEMMUZ 2004’te Notere onaylattığım rüya reklâm senaryom MAVİ JEANS
tarafından ulusal televizyonların reklâm kuşaklarında gösterilmiştir Şimdi sizlere Mavi Jeans’ in 2004’ teki reklâmını hatırlatıyorum. Firma sahibi bir erkek divanda oturuyor. Kapıdan manken kızlar içeri giriyorlar. Her girmede firmanın başka bir ürettiği eşyayı tanıtıyorlar. Erkek en son giren güzel bir kızla duygusal ilişkiye giriyor. Bunlar karşı karşıya geldikleri bir sırada ansızın perdeyi açarak divanda oturan adamın karısı içeri giriyor. MAVİ diye yüksek sesle bağırıyor. Kadın birden bire yattığı yatağından doğruluyor. Çünkü bu olayı kadın rüyasında görmüştür. Ben
kadınlar için özel bir rüya reklâmı yazdım. Rüyamda şöyle diyorum.—KIZ BİR RÜYA GÖRMÜŞTÜR. YATAĞINDAN DOĞRULUR. Zaten bu iki cümle reklâmın ana konusudur. Bu iki cümleyi hangi konu olursa olsun oradan çıkardığın
zaman reklâmın bir anlamı kalmaz. Rüya olduktan sonra oraya yüzlerce konu koyulur. İşte benim reklâmım

NOTER ONAYLI PED REKLÂMI

Aşağıda yazılan PED REKLÂMI Eğitimci-Gazeteci-Şair Hasan Sancak 'ın düşünerek, kendi aklından bulmuş olduğu düşünce ürünüdür. ÖNEMLİ NOT: Sahibinden izin alınmadan: (KONUSU BAŞKA BİR ÜRÜN İÇİN ASLA KULLANILAMAZ) TÜRKİYE VE DÜNYADA ulusal, yerel, televizyon, radyo, bilgisayar, gazete,dergi,şahıs, firma, şirket, reklâm ajansı vb. tarafından konusunun küçük bir bölümü ya da tamamı değiştirilerek sesli, görüntülü, yazılı
şekilde televizyon, sinema tiyatroda oynatılamaz, seslendirilemez;kaset ve CD ye çekimi yapılarak gösterilemez. Aksine hareket edenler hakkında "Telif Hakları Yasası" uyarınca kanunî işlem yapılır.

KONU: Bir sınıf, işyerinde... Çalışan kadınlar ya da kızlar bulunmaktadır. Bu kızlardan biri rahatsızdır. Önce çantasında bir şeyler arar fakat bulamaz. Yanındaki kız arkadaşlarına sorar onlarda da istediği şey yoktur. Sınıftaki öğretmen ya da işyerindeki müdüre rahatsız olduğunu bildirerek izin ister, koşarak dışarı çıkar. Kız arkadaşlarına ait dolaplara teker teker bakar orada da aradığını bulamaz. Merdivenlerden koşarak aşağı inmek ister birden ayağı merdiven basamaklarına takılarak merdivenden aşağı veya boşluğa düşer. Düşerken öyle kuvvetli bağırır ki... KIZ BİR RÜYA GÖRMÜŞTÜR. YATAĞINDAN DOĞRULUR.Onun yanındaki yerde yanından ayırmadığı şey hazır durmaktadır. Ona sarılır. Ağzından bir cümle dökülür. —İyi ki varsın!

5 Şubat 2004
T.C
ALAÇAM NOTERLİĞİ
RESMİ MÜHÜR VE İMZA
ASLININ AYNIDIR
SAYI:0334
5 ŞUBAT 2004
ALAÇAM NOTERİ

BURASI COCA COLA İÇİN

NOTER ONAYLI RÜYA İLE COCA COLA’NIN BENZERLİKLERİ

Coca Cola’nın Nisan 2005’te aynı anda dünya ve Türkiye’de ulusal kanalların reklâm kuşaklarında yayınlanan reklamını seyretmişsinizdir. Benim rüyamla ilgili benzerliklerini sizin bilgilerinize de sunuyorum. Coca Cola reklâmında dünyada tek olan, son kalan rüyanın kendisidir. Coca Cola değildir. Rüya olmadan bu isim bir anlam taşımaz. O rüya da dünyada 6 milyar insandan sadece şahsıma ait olan Noter Onaylı Rüya’dır. Noter Onaylı Rüya isminden de anlaşılacağı gibi bir rüya reklâm senaryosudur. Coca Cola’nın reklâm senaryosu da bir rüya reklâm senaryosudur.
Ben rüyayı yattığım yerde(yatakta) görüyorum. Coca Cola’daki genç de yattığı yerde(koltukta) rüya görmektedir.
Ben rüyamda yattığım yerden kalkıyorum. Coca Cola’daki genç de yattığı yerden kalkmaktadır. Ben bulunduğum yerden kalktıktan sonra bir şey arıyorum. Coca Cola’daki genç de bir şey aramaktadır. Benim bulunduğum yerden kalktıktan sonra açlık ihtiyacım olduğu anlaşılmaktadır. Coca Cola’daki gencin susuzluk ihtiyacı olduğu anlaşılmaktadır. Ben açlık ihtiyacımı karşılamak için buzdolabının kapağını açıp yiyecek arıyorum. Coca Cola’daki genç buzdolabının kapağını açıp içecek aramaktadır. Ben buzdolabının içinde yiyecek bulamıyorum. Coca Cola’daki genç buzdolabının içinde içecek bulamamıştır. Aramam devam etmektedir. Coca Cola’daki gencin de araması devam etmektedir. Ben İnternete yönelip açlığımı gidermek için bir dükkân arıyorum. Coca Cola’daki genç de susuzluğunu gidermek için yürüyerek dükkân aramaktadır. Ben İnternet üzerinden yiyecek arama mücadelesini sürdürüyorum.
Coca Cola’daki genç de yürüyerek çeşitli dükkânlara içecek sormaktadır. Ben uzun uğraşlardan sonra hem yiyeceğe hem de içeceğe ulaşıyorum. Coca Cola’daki genç de uzun uğraşlardan sonra içeceğe ulaşmaktadır. Ben bulunduğum yerden uyanıyorum. Coca Cola’daki genç de bulunduğu yerden uyanmaktadır. Benim “Noter Onaylı Rüya’m” eşi benzeri yoktur. Yani dünyada tektir. Coca Cola’daki genç de uyandıktan sonra tek bir Coca Cola’nın kaldığını,
dünyada tek olduğunu söylemektedir.

BURASI TÜRKCELL İÇİN


Ocak 2006 ayının ilk haftasından itibaren Türkcell denen cep telefonu firmasının ulusal televizyonların reklâm kuşaklarında gösterilen, birbiriyle tezat teşkil eden reklâma dikkatinizi çekmek istiyorum. Reklâm önce bir sınıfta geçmektedir. Reklâmda bir öğretmen dört tane öğrenci ve sözlüye kalkan öğrencinin annesi de oğlunun yanında
sınıftadır. Öğretmen Selocan’ı tahtaya sözlüye kaldırmıştır. Öğretmen sözlüye kalkan Selecan’ın hem babası hem de öğretmenidir. Aslında soru sormamaktadır. Öğretmen dersi bırakmış şirketin propagandasını yapmaktadır. Bunu yaparken öğretmen ve öğrenci bütün yapılanlardan sorumlu olarak gösterilmektedir. Öğretmen dersi bırakmış, geçim sıkıntısının kendisini ve memur durumunda olan bütün herkesi çok zor durumda bıraktığını anlatmaktadır. Bir taraftan öğretmen memurların geçim sıkıntısından bahsederken, bunun sorumluluğunu öğrenciye yüklemektedir. Öğretmenin kendisi de reklâmda suçlu duruma düşürülmüştür. Çünkü öğretmen burada sıfır vererek cezalandırıcı duruma geçmiştir. Nerede görülmüş? Geçim sıkıntısı çeken bir öğretmen bu konuda ilkokul öğrencisini sözlü etmekte, öğretmenin ve diğer memurların durumunu, zor şartlar altında olduğunu bilmeyen öğrenciye de öğretmeni tarafından 0 verilmektedir. Benim maaşım yetmiyor. Öğrenci bu durumu bilmiyor. Bilmediğin için al sana sıfır veriyorum. Bütün öğretmenler zan altındadır. Çünkü sıfırcı olarak anılacaklardır. Şimdiye kadar gelen yetkililerin memurları düşürdükleri kötü durum önce öğretmene sonra da öğrenciye yüklettirilmiştir. Ülkeyi bu hâle getirmenin sorumlusu öğretmen ya
da öğrenci midir? Niçin öğretmen ve öğrenci yapılanlardan sorumlu olsnn! Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir sözlü uygulaması yoktur. Sıfırı alması gerekenler bunu niçin öğretmen ve öğrenciye yüklemektedirler? Memleketi bu
duruma öğretmen mi getirmiştir? Böyle bir öğretmen gerçekte olsa vay haline. Bu memlekete öğretmen ne zaman söz sahibi oldu ki! Öğretmenin dersten başka konuşma hakkı var mı? Öğretmenin karşısında sorduğu sorulara cevap
veremeyen öğrenci Selocan birden bire rüyasından uyandığı zaman bu durumu bildiğini nasıl açıklar? Öğretmen rüya görmesi gerekirken, rüya öğrenciye gösterilmiştir. Burada şirket kendi reklâmını yaparken öğretmeni ve öğrenciyi kullanmış ve ikisini de milletin nazarında yerin dibine sokmuştur. Bunu kabullenmek mümkün değildir. Ben ulusal televizyonlarda Türkcell’in rüya reklâm senaryosunu gördükten sonra Karamehmet’e üç sefer iki e-mailden üçer kere yazı gönderdim. Kendisinden bir cevap alamadım. Ocak ayının 19’unda tekrar telefon açtım. Bir yetkili ile görüşmek istiyorum, dedim. Selcan isminde bir uzmana derdimi anlatmak istedim. Beni anlamadı. Niçin Savcılığa müracaat etmiyorsunuz, dedi. Bu durumu sizle paylaşıyorum. Türkiye’de benim seyrettiğim kadar ilk defa reklâm senaryosunda bir öğretmenin çektiği sıkıntı rüya ile anlatılmaktadır. O zaman bu rüya benim 2000 yılında Notere onaylattığım rüyadır. 2000 yılında bütün televizyonlar benim haberimi flaş haber olarak duyurdular. Şimdi ise o televizyonlar
susmaktadırlar. Bir de utanmadan biz şöyle hürüz, biz şöyle bağımsızız demektedirler. Atatürk’ün ruhunu sızlattınız. Size yazıklar olsun. Aldığınız reklâm paraları meze olarak boğazınızdan geçerken acısını duymuşsunuzdur.

2000 yılında Notere onaylattığım genel rüya rüyamda ben açlık ihtiyacı hissetmekteyim. Öğretmenin alamayacağı yiyecek ve içecekleri İnternet üzerinden buzdolabına doldurmaktayım.. Ben rüyamda maddi durumu iyi olmayan bir öğretmen durumundayım.Yani ben de rüyamda aynı Türkcell reklamda konuşan öğretmen gibi sıkıntı çekmekteyim. Ben sıkıntımı öğrencilere değil, yetkililere duyurmaktayım. Çünkü maaşı artıran öğrenci değil, yetkililerdir. Reklâmı yapıldığı için bu konu üzerinde konuşmaktayım. Öğretmen olmadan reklam amacına ulaşmaz. Bu reklam
senaryosunu seyrettikten sonra Bafra’daki Notere gittim.Hazır olan bir reklam senaryomu onaylattım.Bu reklam senaryomu da sizin bilginize sunuyorum. ikisinin karşılaştırmasını yapın.Bakalım hangisi mana
taşımaktadır.

ÖĞRETMENİMİ KURTARIN RÜYA REKLAM SENARYOSU !..

AŞAĞIDA YAZILAN REKLAM SENARYOSU ALAÇAMLI HALK ŞAİRİ-REKLAM YAZARI EĞİTİMCİ-GAZETECİ HASAN SANCAK’IN KENDİ AKLINDAN BULMUŞ OLDUĞU DÜŞÜNCE ÜRÜNÜDÜR.

ÖNEMLİ NOT.Bu reklam senaryosu ulusal,yerel televizyon, radyo,bilgisayar, ajans, İnternette… Yazının tamamı ya da küçük bir kısmı değiştirilerek sesli, görüntülü, yazılı şekilde, televizyon, sinema,tiyatroda… Oynatılamaz,
seslendirilemez, kullanılamaz.Kaset ve CD ye çekimi yapılarak gösterilemez.Aksine hareket edenler “Telif Hakları Yasası”na göre kanuni işlem yapılır.

KONU: (HER ÜRÜN İÇİN KULLANILABİLİR) Çok büyük bir ilköğretim okulu… Sabahın erken saatidir. Nöbetçi öğretmenler okula erken saatte gelerek müdür yardımcısının odasındaki nöbet defterini imzalamaktadırlar. Burada nöbetlerini canla-başla tutan bütün öğretmenler adına bir öğretmeni örnek olarak vereceğiz. Çünkü bu öğretmen de diğer öğretmenler gibi çok titizdir. Sürekli kötü alışkanlıkları olağan hale getiren bir öğrenci vardır. Bu öğrenciyi öğretmenimiz kötü alışkanlıklardan caydırmaktadır. Kötü alışkanlığı olan öğrencimiz “Gülle oynamakta, elleri
çamurlu yiyecek yemekte, yerlere çöp atmakta, tuvaletten çıkınca ellerini yıkamamakta,derslerine çalışmamakta, merdivenleri koşarak çıkmakta, yüksek sesle bağırmakta,kitap okumamakta,el lastiği ile arkadaşlarına kağıt
fırlatmaktadır…” Bunu sürekli gören ve tatlı dille yaptığı hareketlerin iyi olmadığını söyleyen bir öğretmenimiz onu sürekli bu işlerden vazgeçirmektedir.En son zil çalmış herkes eve gitmektedir.Bu öğrencimizin başına kötü bir durum gelmek üzeredir. Öğretmenimiz de aynı yöne gitmektedir.Öğrencimizin önüne “Kuduz bir köpek,bir kapkaççı,bir trafik
kazası, yüksek bir binadan kafasına bir şey düşme…”olabilir.Son anda başına gelen bu kazayı yine o öğretmenimiz kendisini öne atarak öğrenciyi kurtaracaktır.Fakat şu anda öğretmenin kendisi zor durumdadır. Ortalıkta kimse görünmemektedir. Öğrenci avazı çıktığı kadar bağırmaktadır. -ÖĞRETMENİMİ KURTARIN!..ÖĞRETMENİMİ KURTARIN !..ÖĞRETMENİMİ KURTARIN!.. Çocuk bunları rüyasında görmüştür. Avazı çıktığı kadar yatakta durmadan bağırmaktadır.

T.C.
BAFRA
BİRİNCİ NOTERLİĞİ
RESMİ MÜHÜR VE İMZA
ASLININ AYNIDIR
NO:00236
16 OCAK 2006
BAFRA 1.NOTERİ
DURSUN ERTÜRK

BURASI DA BLENDAX ŞAMPUAN İÇİN


BLENDAX’IN ALOE VERA ÖZLÜ NEMLENDİRİCİ ŞAMPUANININ 15.02.2006 tarihinden itibaren aynı anda bütün dünyada ulusal televizyonların reklam kuşaklarında gösterilen senaryosuna dikkatinizi çekmek istiyorum. Bir kız
yatağa yatmış rüya görmektedir. Bu bildiğimiz bir rüya değildir. Kadın kâbus (Karabasan) görmektedir. Çünkü saçları yıkanmamıştır. Korkuluk gibidir. Üzerinde kargalar uçuşmaktadır. Hava da kötüdür. Bundan nasıl kurutulacaktır? Saçlarını Blendax ile yıkarsa bundan kurutulacaktır. Saçlarını yıkadıktan sonra kargalar yerine güvercinler uçuşmaktadır.

Şimdi benim aşağıda bilginize sunmuş olduğum NOTER ONAYLI KÂBUS YATAK REKLAMI ’na dikkatinizi çekmek istiyorum. Ne zaman notere onaylatılmış? 21 EYLÜL 2001 Blendax şampuan ile ürün farklı konu aynıdır. Okuyucularımızın huzurunda ikisini bir kıyaslama yapalım. “Blendax reklam senaryosu bir rüya reklamıdır
Yatakta yatan kız ya da kadın kâbus görmektedir. Blendax ile saçlarını yıkamadığı için kötü saç vardır. Korkuluk gibidir. Kargalar uçuşmaktadır. Hava kötüdür. İmdada Blendax yetişmektedir. Kız Blendax ile birlikte rahata kavuşmaktadır. Güvercinler uçuşmaktadır. Blendax ile birlikte kâbustan uyanmaktadır.

“Benim yatak reklam senaryom da bir rüya reklamıdır Yatakta yatan kız ya da kadın kâbus görmektedir.Benim kâbus yatak reklâm senaryomda ise kötü yatak vardır. Hava kötüdür ve yatağın altından dikenler çıkmaktadır. Yatak reklam senaryomda imdada güzel yatak yetişmektedir. Sonunda iyi yatak ile kâbustan uyanılmaktadır.” “RÜYA=RÜYA
KÂBUS= KÂBUS KIZ YA DA KADIN=KIZ YA DA KADIN KÖTÜ HAVA=KÖTÜ HAVA KÖTÜ SAÇ=KÖTÜ YATAK
İYİ SAÇ=İYİ YATAK KÂBUSTAN UYANMA”
Ben bu durumu Blendax Türkiye Temsilcisi Sayın Saffet Karpat’a mail yoluyla ve telefonla bildirdiğim halde beni aramadılar. Ona aynen şunları yazdım

Saygıdeğer Saffet Karpat’a,

Size yazdığım ve gönderdiğim mail sayısının ne kadar olduğunu şu anda hatırlamıyorum. En az on sefer de telefon açtım. Bir yetkili beni aramadı. Şu anda bahsettiğim konu hakkında şirketinizin haberi vardır. Bundan sonraki bütün sorumluluk size aittir. Okulumuz tatile giriyor. Samsun’daki avukatımla görüştükten sonra bir basın toplantısı ile
birlikte KÂBUS YATAK REKLÂMIMIN FİRMANIZ TARAFINDAN KULLANILDIĞINI BASIN VASITASIYLA DÜNYA VE TÜRKİYE KAMUOYUNA DUYURACAĞIM. Ben insanlık görevimi yerine getirdim. Sizi konudan haberdar ettim. Fakat ilgilenmediniz Şirket avukatınız vasıtasıyla yazacağınız ve göndereceğiniz herhangi bir mail beni ilgilendirmiyor. Ben kendi durumumu en ince ayrıntıya kadar size bildirdim. Bu sene emekliye ayrılıyorum. Artık meydanlar b enim. Beni haklı olduğum davada kimse susturamayacaktır. Google’den Hasan Sancak ya da NOTER ONAYLI RÜYA diye yazdığınız zaman gazetelerde onlarca haberimi okuyacaksınız. Orada iki tane Hasan Sancak vardır.En çok da benim haberlerim bulunmaktadır. Şu anda Coca Cola ile mahkememiz Samsun ‘da devam etmektedir. Keşke şirketin
Türkiye Temsilcisi olarak ilginç reklamlarımı okuma ihtiyacı hissetseydiniz.Benim yazdığım reklamlar çoğu reklamı yerin dibine sokar. Bunu yakında televizyonlarda flaş haberlerim olarak çıktığı zaman göreceksiniz. 25 senelik
bir öğretmen sizden alın terine saygı istedi. Siz bunu çok gördünüz. Destek olmak yerine susmayı tercih ediyorsunuz. Lütfen kamuoyunun haberi olmadan beni siz arayın. Bunu kendi aramızda halledelim. Daha sizi aramayacağım. Bu
mailimi üç sefer göndereceğim. 2000 yılında beni dünya ve Türkiye NOTER ONAYLI RÜYA haberiyle flaş haber olarak dünyaya duyurdu. (İHA-CHA-DHA-YHA)İstanbul’da hangi haber ajansını arasanız bunun doğru olduğunu söyleyeceklerdir. Sadece sizin beni aramanızı bekliyorum. Cevap gelmezse canınız sağ olsun, dedim.


NOTER ONAYLI KÂBUS YATAK REKLÂMI

Aşağıda yazılan yatak reklâmı Eğitimci-Gazeteci-Şair Hasan Sancak’ın düşünerek, kendi aklından bulmuş olduğu düşünce ürünüdür.

ÖNEMLİ NOT--:(SAHİBİNDEN İZİN ALINMADAN ASLA BAŞKA BİR ÜRÜN İÇİN KULLANILAMAZ.)

“ Sahibinden izin alınmadan: “ Reklâm ve başka amaçla için dünyada ve Türkiye’deki; ulusal, yerel, televizyon, radyo, bilgisayar, gazete, dergi, şahıs, firma, şirket, reklâm ajansı vb. tarafından konusunun küçük bir bölümü ya da tamamı değiştirilerek sesli, görüntülü, yazılı şekilde televizyon, sinema tiyatroda oynatılamaz, seslendirilemez; kaset ve
CD ye çekimi yapılarak gösterilemez. ” Aksine hareket edenler hakkında “Telif Hakları Yasası” uyarınca kanunî işlem yapılır."

Anlatılan olay hem kış, hem de yaz mevsimi için iki ayrı şekilde oynatılabilir. (Kış mevsiminde kar, kış fırtına. Rüzgâr kuvvetli bir şekilde esiyor. Dışarıda göz gözü görmüyor. Vakit gecedir.) (Yazın ise yineçok sıcak bir gece. Rüzgâr uğultusu her tarafı kaplamış bir durumdadır. Rüzgârın uğultusuyla birden bir evin pencere camı iki tarafa
sonuna kadar açılır. Perde ve tüller havaya tavana doğru kalkar. (Yatakta yatanlar tek kişi, çocuk, ya da karı koca olabilir.) O anda yatakta yatan kişi çok kötü bir rüya görmektedirler. Yataklarında bir o yana bir bu yana dönmektedirler. Çünkü yatağın altından gelen uzun dikenler çıkarak vücutlarına batmaktadır. Onlar da yatakta sağa sola kaçmaktadırlar. En sonunda yataktan aşağıya doğru tepe taklak düşerler. Bu düşüş çok uzun bir
düşüştür. Tam yere düşecekleri zaman alt tarafta birden çok güzel başka bir yatak imdada yetişir. İlk yataktan düşen kişiler yumuşak bir inişle alt taraftaki pamuk gibi bir yatağın üzerine düşerler. Birden uyandıkları zaman
bunun kötü bir düş olduğunu görerek yatak ve yorganlarına sarılırlar. 21 EYLÜL 2001

T.C
ALAÇAM NOTERLİĞİ
RESMİ MÜHÜR VE İMZA
ASLININ AYNIDIR
SAYI: 2300
21 EYLÜL 2001
ALAÇAM NOTERİ
OSMAN MOLLAMEHMETOĞLU


NOTER ONAYLI CEP TELEFONU ŞİRKETLERİ İÇİN ÇOK ÖZEL BİR REKLAM SENARYOSU!..

AŞAĞIDA YAZILAN CEP TELEFONU EKLÂMI ALAÇAMLI HALK ŞAİRİ-REKLÂM YAZARI EĞİTİMCİ-GAZETECİ HASAN SANCAK’IN KENDİ AKLINDAN BULMUŞ OLDUĞU DÜŞÜNCE ÜRÜNÜDÜR.

ÖNEMLİ NOT:(SAHİBİNDEN İZİN ALINMADAN KONUSU BAŞKA BİR ÜRÜN İÇİN ASLA KULLANILAMAZ.)
“ Hangi amaçlarla olursa olsun, dünyada ve Türkiye’deki; ulusal, yerel, televizyon, radyo, bilgisayar, gazete, dergi,
şahıs, firma, şirket, reklâm ajansı vb. tarafından konusunun küçük bir bölümü ya da tamamı değiştirilerek sesli, görüntülü, yazılı şekilde televizyon, sinema tiyatroda oynatılamaz, seslendirilemez; kaset ve CD ye çekimi yapılarak gösterilemez.” Aksine hareket edenler hakkında “Telif Hakları Yasası” uyarınca kanunî işlem yapılır.”

KONU:(Çok yüksek bir bina, dağ, tepe, direk...)

Ansızın bir telefon çalar. İyi günler. Hasan Bey’le görüşebilir miyim? Hasan Bey biraz önce buradaydı.
-Dur çağırtayım.İçeri giren şişman birisidir.Evladım Hasan Bey’i çağırır mısın? Hasan Bey’e (Binanın penceresinden ip sarkıtma, binanın penceresinden iple inme, binanın merdivenlerini koşa koşa inme, asansörle ...) ulaşılabilir. Hasan Bey’in yanına ulaşan kişi yorgunluktan bayılmak üzeredir.
-Hasan Bey !.. Telefon !.. Telefon !..
-Buyrun! Ben Hasan Bey !.. Alo !.. Alo !.. Alo !..
-Bu şekilde dostunuza, arkadaşınıza, öğretmeninize, doktorunuza ulaşamazsınız.
-(........) Biz sizi standart bir ücretle, sevdiklerinizle saatlerce konuşturuyoruz...
—Konuşmanın tam sırası.

ANNE BABA ÇOCUK GENÇ- KONUŞMAYI HEMEN SEÇ, MUTLULUK ESENLİKLE-UCUZ TARİFEYE GEÇ
Çünkü biz şimdi daha güçlüyüz. 1 TEMMUZ 2004

T.C
ALAÇAM NOTERLİĞİ
RESMİ MÜHÜR VE İMZA

ASLININ AYNIDIR
NUMARA: 1507

1 TEMMUZ 2004
ALAÇAM NOTERİ
OSMAN MOLLAMEHMETOĞLU



NOTER ONAYLI KOT TAKIMI REKLÂMIDIR

ÖNEMLİ NOT: Sahibinden izin alınmadan: (SAHİBİNDEN İZİNSİZ KONUSU BAŞKA BİR ÜRÜN İÇİN ASLA KULLANILAMAZ) TÜRKİYE VE DÜNYADA reklâm ve başka amaçlar için hiç bir televizyon, bilgisayar ve İnternet'te; ulusal, yerel, televizyon, sinema, tiyatro, radyo, gazete, dergi,şahıs,firma,şirket, reklâm ajansı vb. tarafından konusunun küçük bir bölümü ya da tamamı değiştirilerek sesli,görüntülü, yazılı şekilde kullanılamaz,
oynatılamaz,gösterilemez ve yayınlanamaz. Kaset ve CD ye çekimi yapılamaz.Aksine hareket edenler hakkında
"Telif Hakları Yasası" uyarınca kanunî işlem yapılır.

KONU: Bir müstakil ev. Mutfak odası. Adam masada çay içmektedir. Sırtı televizyona dönüktür. Masada da televizyon kumandası vardır. Arkasına bakmadan kumandanın tuşuna basar basmaz bir kişi kapıya bir tekme vurarak içeri dalar.Kapı gıcırtıyla açılır.Odanın içine silahlı bir adam girmiştir. Bu adamın sadece sesi duyulmaktadır.Hemen masanın başındaki adama -“Eller yukarı” der.Adam ellerini yukarı kaldırır. -Geriye dönersen kendini ölmüş bil. Evinde para altın ve ziynet eşyası var mı? Çabuk bana yerlerini söyle. Adam titremeye başlamıştır. Dili tutulmuştur. Silahlı Adam konuşmasına devam etmektedir. -Çabuk ol,işim acele.Daha uğrayacağım yerler var. -Adam ben...Ben fakirim. Benim evde hiçbir şeyim yok.-O zaman cebindeki paraları çıkar. Adam cebindeki paraları çıkarır. Adamın gözü masa başındaki adamın giydiği giysilere takılır. -Giymiş olduğun kot takımı çok değerli. Arkana bakmadan onları çıkar ve
geriye koy. Adam söylenenleri teker teker yerine getirmektedir. Üzerinde sadece bir şortla kalır. -Ben çıkıyorum. Bir yere haber verirsen kendini ölmüş bil... Adam dışarı çıkmak üzeredir. Masanın başındaki adam yavaş yavaş
kafasını yana doğru çevirmeye başladığı zaman kendisine seslenen şahsın televizyonda olduğunu fark eder. Adam elinde kot pantolon ve diğer elbiselerle kapıdan dışarı çıkmaktadır... Masanın başındaki adam düşüp bayılır...

23 AĞUSTOS 2004

T.C
ALAÇAM NOTERLİĞİ
RESMİ MÜHÜR VE İMZA

ASLININ AYNIDIR
SAYI:2013

23 AĞUSTOS 2004
ALAÇAM NOTERİ
BAŞKÂTİP
MÜMİN ÖZEL
OSMAN MOLLAMEHMETOĞLU



NOTER ONAYLI AYAKKABI REKLAMIDIR

ÖNEMLİ NOT: Sahibinden izin alınmadan: (KONUSU BAŞKA BİR ÜRÜN İÇİN ASLA KULLANILAMAZ) TÜRKİYE VE DÜNYADA reklâm ve başka amaçlar için hiç bir televizyon,bilgisayar ve İnternet'te; ulusal,yerel,televizyon, sinema, tiyatro, radyo ,gazete, dergi,şahıs,firma,şirket, reklâm ajansı vb. tarafından konusunun küçük bir bölümü ya da tamamı değiştirilerek sesli, görüntülü, yazılı şekilde kullanılamaz, oynatılamaz, gösterilemez ve yayınlanamaz. Kaset ve CD ye çekimi yapılamaz. Aksine hareket edenler hakkında "Telif Hakları Yasası" uyarınca kanunî işlem
yapılır.

KONU : Türkiye’nin en büyük ayakkabı firmalarından birisi bir yarışma düzenlemiştir. Bu yarışma çok büyük bir salonda yapılmaktadır.Seyirciler salonu ağza kadar doldurmuşlardır. Salonun bir kenarında uzun bir masa vardır. Koltuk ve sandalyelerde yarışmacılar oturmaktadır. Yarışmacıların önünde (cep telefonu-dürbün-bilgisayar-zumlu fotoğraf makinesi-kamera-Karadenizli bir vatandaşın önünde de bir çanta ...)bulunmaktadır.Onların karşısında da sadece ayak ve ayakkabıları görülen yüzlerce çift ayak ve güzel ayakkabılardan oluşan insanlar vardır. Yarışma (tek kişilik ya da baba-anne erkek çocuk ve kız çocuktan oluşan bir Karadenizli ailenin bulunması şeklindedir.) Yarışmacılar ellerindeki son teknik aletlerle ayak ve ayakkabılara bakmaktadırlar.Karadenizli hiç oralı değildir. Yüzlerine bakmadan yarışmacılar Karadenizli aileyi bulmak zorundadırlar. Hepsinin bir sefer söyleme hakkı vardır. Çünkü ödül büyük bir ödüldür.Yarışmacılar teker teker elenmektedir. Sıra Karadenizliye gelir.Karadenizli ayağa kalkar Önce jimnastik hareketleri yapar.Çantasını açar.Orada bir kemençe bulunmaktadır. Kemençeyi eline alarak ileri doğru gider. İlk baştan sona doğru kemençe çalarak gitmektedir. Biraz sonra perdenin arkasında ayaklar oynamaya başlar. Karadenizli onları bulmuştur.İşte bu ayaklar der.Kemençeyi tekrar çalmaya başlayınca aile o güzel ayakkabılarla birlikte oynayarak sahneye çıkar.

NOTER ONAYLI ESANS- KREM-KOLANYA-PARFÜM REKLAMIDIR

ÖNEMLİ NOT: Sahibinden izin alınmadan: (KONUSU BAŞKA BİR ÜRÜN İÇİN ASLA KULLANILAMAZ) TÜRKİYE
VE DÜNYADA reklâm ve başka amaçlar için hiç bir televizyon, bilgisayar ve İnternet'te; ulusal, yerel, televizyon, sinema, tiyatro, radyo, gazete, dergi, şahıs, firma, şirket, reklâm ajansı vb. tarafından konusunun küçük
bir bölümü ya da tamamı değiştirilerek sesli,görüntülü, yazılı şekilde kullanılamaz, oynatılamaz,gösterilemez ve yayınlanamaz. Kaset ve CD ye çekimi yapılamaz.Aksine hareket edenler hakkında "Telif Hakları Yasası"
uyarınca kanunî işlem yapılır.

KONU: Bir apartman dairesi.Baba,anne,erkek ve kız çocuktan oluşan bir aile sohbet etmektedirler. Evin erkeği yakışıklı, hanım ise çok güzel bir hanımdır. Hanım aynı zamanda çok kıskançtır. Ansızın erkeğin cep telefonuna numarası belli olmayan bir mesaj gelir.Her mesaj gelişte hanım erkeğe gözlerini çıkarmakta sinirli sinirli bakmaktadır.. Erkek de büzüldükçe büzülür. Cep telefonuna baktığı zaman mesaj okunur.Mesajda şöyle yazmaktadır.
-SÜRÜN EMİ!...
-(...........................) İkinci gelen masaj bir boşluktur.
-HANIMIN DA SÜRÜNSÜN !..
-(...........................) Üçüncü gelen masaj yine bir boşluktur.
-ÇOCUKLARIN DA SÜRÜNSÜN EMİ !..
-(...........................) Dördüncü gelen masajda yine bir boşluktur.
-SÜLALENDE SÜRÜNSÜN !..
-(...........................) Beşinci gelen masajda yine bir boşluktur.
Yine bir mesaj gelir.
-SÜRÜN AMA KREM-KOLANYA-ESANS-PARFÜM SÜRÜN !..

Son mesajla birlikte aile rahatlamıştır.Zaten yanlarında reklamı yapılan şey durmaktadır.Hep birlikte sürünürler.


BU REKLÂM BAĞIMSIZLIK REKLÂM SENARYOSUDUR

ÖNEMLİ NOT: Sahibinden izin alınmadan: (KONUSU BAŞKA BİR ÜRÜN İÇİN ASLA KULLANILAMAZ) TÜRKİYE VE DÜNYADA reklâm ve başka amaçlar için hiç bir televizyon, bilgisayar ve İnternet'te; ulusal, yerel, televizyon, sinema,
tiyatro, radyo, gazete, dergi, şahıs, firma, şirket, reklâm ajansı vb. tarafından konusunun küçük bir bölümü ya da tamamı değiştirilerek sesli, görüntülü, yazılı şekilde kullanılamaz, oynatılamaz, gösterilemez ve yayınlanamaz Kaset ve CD ye çekimi yapılamaz.Aksine hareket edenler hakkında "Telif Hakları Yasası" uyarınca kanunî işlem yapılır.

KONU: Çok büyük bir dükkân. Dükkânda belirli aralıklarla yan yana dizilmiş akvaryumlar bulunmaktadır. İlk baştaki akvaryum çok büyüktür. İçinde çeşitli balıklar ve bol miktarda yiyecek bulunmaktadır. Balıklar bu yiyecekleri yememektedirler. Diğer akvaryumların sadece içleri su ile doludur. Bütün akvaryumların üstleri açıktır. Belirli bir süre sonra balıklar büyük akvaryumdan diğer akvaryumlara teker teker atlamaya başlar. Bu çok uzun bir yoldur. En son akvaryumun yanında küçük bir pencere vardır ve bu pencerenin bir bölümü de açıktır. Pencerenin alt tarafı da
(ÇAY-DERE-GÖL-IRMAK-DENİZ’ e) çıkmaktadır. Bütün balıklar son akvaryumlardan oraya atlarlar...
—Bülbülü altın kafese koymuşlar, yinede VATAN’ ım demiş...
—Vatan bağımsız gazete…
—HÜRRİYET ve bağımsızlık benim karakterimdir...
—Hürriyet Büyük Gazete…

NOTER ONAYLI FARKLI REKLAM SENARYOLARI !..

KONU: Bir genç bisikleti ile birlikte evine gitmektedir. Bisikleti bahçeye bırakır. Evin kapısını çalar.Anne, kapıyı açar. Çocuk annesini kucaklar. Dosdoğru kendi odasına çıkar.Üstündekileri çıkartır. Kendi tuttuğu takımın formasını giyer. Aynanın karşısında yüzünü,sağını ve solunu da iyice boyar.Kapıdan çıkmak üzereyken onu annesi görür.
-Anne:Oğlum nereye gidiyorsun?
-Genç:Maça gidiyorum Anneciğim.
-Anne :Oğlum sağına soluna dikkat et.Kimseyle dalaşma Her şeyi konuşarak ve güzellikle hâllet...
-Genç:Peki Anneciğim.

Genç annesini öper.Bisikletine biner yola çıkar.Bir marketin önünde durur.Çok güzel bir içecek ya da yiyecek alır... Onu bisikletinin önüne koyar.Tekrar yola çıkar. Biraz gittikten sonra ansızın önüne “korkunç bir köpek veya ayı...” çıkar.Genç fren yapmak ister,bisikletini durduramaz, yere düşer.Onunla karşı karşıya kalmışlardır.O şey ona dişlerini göstermeye başlar.Genç ne yapacağını şaşırmıştır.Yavaş yavaş ayağa kalkarken eli o aldığı şeye değer.Onu eline alıp ayağa kalkar. O, hırlayarak, homurdanarak kendisine yaklaşmaktadır. Genç renkten renge girmektedir. İstemeyerek o şeyin kapağını açar,ağzına bir tane atar.Hoşuna gitmiştir.İçinden bir tane daha alır. ileri doğru savurur.O şey onun önüne düşer. Onu koklar bir taraftan hırlarken., onu ağzına atar.Genç bir tane daha eline alır onu da atar.Yine onun önüne düşmüştür.Bir taraftan hırlamakta,bir taraftan koklamakta ve o şeyi sonra da yemektedir.Artık gencin her attığı şeyi havada kapmaktadır. O andan itibaren iki ayakları üzerinde durmaya başlar. Genç atmaya devam etmektedir.O şey ayağından başlayarak insan olmaya, insanlaşmaya başlar. Bu sefer genç yiyeceği elinle ona uzatmakta o da elinle alarak ağzına getirip yemektedir... O da kendisi gibi bir gençtir. Öyle kuvvetli kucaklaşırlar ki... Onu bisikletinin arkasına alarak maça yetişmek için yola çıkarlar...

KONU: Türkiye Birinci Futbol Ligi’nde mücadele eden en büyük iki takımın İstanbul’da karşılaşması vardır.Maç saati gelmiştir.İki grubun taraftarları farklı kapılardan maça girmektedirler.Polisler de bir olay çıkmaması için sıkı güvenlik tedbiri almışlardır. Bu maçı birbirlerini deliler gibi seven ama farklı takımları tutan iki sevgili de seyredecektir. Üstlerinde tuttukları futbol takımlarının formaları bulunmaktadır.Maça girerken bile ellerini bırakmamaktadırlar. Diğer iki
ellerinde de büyük iki tane kutu bulunmaktadır. Polisler en ince ayrıntısına kadar her tarafı aramaktadırlar. Tribüne gelirler. Yan yana fakat kendi tuttukları takımlarının bulunduğu bölümde otururlar.İki tarafın bulunduğu yerin ortasında aşağıdan yukarı kadar polisler ve barikatlar yer almaktadır.Böyle olduğu hâlde bile ellerini bırakmamaktadırlar. Hakemin düdüğünü çalmasıyla birlikte maç başlar.Herkes ayağa kalkmış kendi takımına tempo tutmakta ve birbirlerine çok kötü sözler; el,kol hareketleri yapmaktadırlar. Polisler onları zor zaptetmektedir. İki sevgili de sadece
kendi takımları lehinde tezahüratta yapmaktadırlar.Birbirlerinin suratına sevgi ile bakmaktadırlar. Adeta maçın bir kardeşlik ve barış olduğunu birbirlerinin suratına söylemektedirler. Belirli bir süre böyle geçer. İkisi de aynı anda ayağa kalkarlar. Büyük kutunun ağzını açarlar.İçinde çok güzel bir içecek ya da yiyecek vardır. Kız ve erkek rakip taraftarlara teker teker onları sunmaktadır. Bu sahadaki bütün seyircilere yetecek kadar fazladır. Kutuların içindekiler elden ele bütün herkese ulaştırılır. Sevgililer,bulundukları yere dönerler. Ayaktadırlar. Ellerini tutarak kendi takımları için bağırmaktadırlar. O içecek ve yiyecekleri ağzına getirip midesine indirenlerde kardeşlik ve barış duygusunun gelişmesine yol açmıştır.Tribünde herkes ellerini tutarak havaya kaldırır. Aradaki barikatlar ve polisler çekilmişlerdir. O esnada gökyüzünde altlı üstlü üç tane helikopter görülür.Birisinin arkasında büyük bir Türk Bayrağı bulunmaktadır. Onun altındaki helikopterde de Atatürk’ün bir resmi ve yanında da “Ey Türk Gençliği!..” yer almaktadır.En alttaki helikopterde de reklamı yapılan şeyin resmiyle birlikte “(.....................) Türkiye’yi çok seviyor.” Yazısı yer almaktadır. Sahada aynı anda tribünlerden tek bir ses duyulmaktadır.

-En Büyük Türkiye!..Başka büyük yok.
-En Büyük Türkiye!..Başka büyük yok.
-En Büyük Türkiye!..Başka büyük yok.

KONU: Türkiye Birinci Futbol Ligi’nde mücadele eden en büyük iki takımın İstanbul’da karşılaşması vardır. Maç saati gelmiştir. İki grubun taraftarları sahaya yakın bir yerde karşılaşırlar. Araları biraz uzaktır. Önce sözlü olarak birbirlerine laf atarlar. Sonra da kaldırım taşlarını sökerek, birbirlerinin üzerine atarlar. Ellerindeki sopa,kesici ve
delici aletlerle birbirlerinin üzerine saldırırlar.Ansızın polis arabasının siren sesi duyulur. Dövüş edenleri yakalamak için polis harekete geçmiştir. Her taraf karmakarışık olmuştur.Polisler kovalar, fanatik taraftarlar çil yavrusu gibi sağa sola kaçışırlar.Belirli aralıklarla iki grup çok büyük bir binanın içine girer. Arkalarından da polisler kovalamaktadır. Herkes binanın merdivenlerini yukarı doğru tırmanmaktadırlar.Kimin ne yapacağı belli değildir. Kaçan gençler üzerindeki
formaları çıkartarak bir tarafa atmakta ve üstlerini başlarını düzeltmektedirler.Ama yukarıda kendilerinin kaçacakları bir yer yoktur. Gele gele binanın en üst katına gelirler.Büyük bir aynanın yanında dururlar. Aynanın yukarısında: ”Lütfen ses yapmayınız. Üstünüzü başınızı düzeltip sessizce içeriye giriniz.” Yazmaktadır.Aynanın karşısında da bir
ATATÜRK KÖŞESİ vardır. Atatürk’ün resmi o büyük aynayla karşı karşıyadır. Aynanın karşısına gelenleri mavi gözleri dikkatle gözlemektedir. Bu bakış kişilerin üzerinde çok büyük bir etki bırakmaktadır. Oraya gelenler insan olduğunun farkına varmaktadırlar. Her gelen genç bu durumla karşılaşmaktadır. Çünkü burası bir KÜTÜPHANE’
dir. Hepsi sessizce kütüphaneye girerler. Kütüphanedeki masalarda kızlı erkekli çocuklar ve gençler hiç ses yapmadan kitap okumaktadırlar. Masalarının üzerinde de Türkiye’nin en büyük şirketlerinden birisinin içecek veya yiyecekleri yenmektedir. Gençler ellerine birer kitap alıp masalara otururlar.Artık okumaya dalmışlardır.Polisler oraya
gelirler...Herkesin içeride sessizce kitap okuduklarını görürler.. Oradan sessizce uzaklaşırlar. Kitap okuyanlar akşamın nasıl olduğunun farkına bile varamaz...

Not :Reklam senaryolarında, konuya bağlı olarak, şirketin isteğine göre, cümlelerinde değişiklik yapılabilir.

KONU: Türkiye Birinci Futbol Ligi’nde mücadele eden en büyük iki takımın İstanbul’da karşılaşması vardır.Maç
saati gelmiştir.İki grubun fanatik taraftarları sahaya yakın bir yerde karşı karşıya gelmişlerdir.Aralarındaki tahrikçilerin kışkırtmasıyla birbirlerinin üzerine saldırırlar.Önceden hazırladıkları şişelerdeki molotofları birbirlerinin üzerlerine atarlar. Ellerinde eskiden savaşlarda kullanılan ilkel sopa,kesici ve delici aletlerden hepsi bulunmaktadır. Birbirlerinin
üzerine saldırırlar.Acımasızca birbirlerine vurmaktadırlar.Bir taraftan polislerin sireni,öbür taraftan da ambulanslar yaralıları hastanelere taşımaktadırlar.Polisler zorlukla olayı bastırmıştır. Hastaneler ağzına kadar yarılılarla dolmuştur.Kimisi ayakta tedavi olmaktadır.İki ağır yaralı için kan anonsu yapılmaktadır.Hastanenin hoparlörü kan ihtiyacını tekrar etmektedir..Aileler de çocuklarını merak etmişler,hastanenin bahçesini doldurmuşlardır. Aranan kan iki kişide bulunmuştur.Bunlar farklı takımlardaki taraftarlardır.Kan vermek için söylenen yere gelirler.Burada
dört yatak vardır.Yatakların ikisin de iki farklı yaralı yatmaktadır.Doktor kan gruplarını sorar.Birisini bir yatağa,diğerini de öbür yatağa yatırır.Artık dışarıda birbirlerini öldürmek için sopalarla saldıranlar diğerinin hayatını kan vererek kurtarmaktadır.Dört kişi boş kalan diğer elleriyle birbirlerinin ellerini sıkıcı tutmakta ve birbirlerine sevgi ile
bakmaktadırlar...
(.......................) Türkiye’yi çok seviyor.

Gençler! Fikirler ;zorla ve şiddetle,top ve tüfekle, asla öldürülemez. Gençlerin her şeyden önce,millete güven vermeleri gerekir. Ey Türk Gençliği! Birinci vazifen Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini ilelebet
muhafaza ve müdafaa etmektir.

ATATÜRK

KONU: Türkiye Birinci Futbol Ligi’nde mücadele eden en büyük iki takımın İstanbul’da karşılaşması vardır. Maç saati yaklaşmıştır.Fanatik taraftarlar maça hazırlıklı gelmişlerdir.İki grup karşılıklı yerlerini almışlardır. Önce bağrışmalar,küfürler ve birbirlerine yumruk sallamalar görülür.:Söktükleri kaldırım taşlarını birbirlerine savururlar. Sonra da vücutlarının muhtelif yerlerinden çıkarmış oldukları sopa,delici ve kesici aletlerle birbirlerine saldırırlar. Polis arabalarının siren sesi duyulur.Arabalarından atlayan polisler olay çıkartan kalabalığı çember içine alır. Kaçacakları bir yer kalmamıştır. Polisler üst baş aramalarına başlamıştır.İnsanın kanını donduracak aletler gençlerin üzerinden çıkmaktadır.. Yakalanan aletlerin hepsi bir yerde toplanmaktadır... Aslında bu sahne bir SİNEMA YA DA TELEVİZYON da gösterilmektedir. Büyük bir salonda seyirciler vardır. Seyircilerin hepsi birer masaya
oturmuşlardır. Masalarının üzerinde de Türkiye’nin en güzel içecek ve yiyecekleri bulunmaktadır.Seyirciler de çok özeldir.Devletin en üst yetkilileri,Federasyonun başkan ve yardımcıları,kulüp başkanları,bütün futbolcular formalarıyla birlikte,onların eşleri ve çocukları da ...Bu sahneyi seyretmektedirler.Bir taraftan da o taze içecek ve yiyecekleri
yemektedirler.Kamera teker teker o kişileri göstermektedir.Bu esnada Atatürk’ün görüntüsü ve sesi ekrandan gençlere kendi özdeyişleri ile seslenmektedir.Gençler! En büyük davamız,en uygar millet olarak varlığımızı yükseltmektir.
En büyük savaş,cahilliğe karşı yapılan savaştır.
En kötü barış,en iyi savaştan iyidir.
Ey yükselen yeni nesil ! İstikbal sizsiniz. Cumhuriyeti biz kurduk, onu siz devam ettireceksiniz.


ATATÜRK

Not :Reklam senaryolarında, konuya bağlı olarak, şirketin isteğine göre, cümlelerinde değişiklik yapılabilir.




SİGARA KARŞITI REKLAM SENARYOLARI

DİKKAT: Aşağıdaki ”Sigara Karşıtı Reklam Senaryo Önerileri “Hasan Sancak ’a aittir. (KONUSU BAŞKA BİR ÜRÜN İÇİN ASLA KULLANILAMAZ)

ÖNEMLİ NOT: BU REKLAM ÖNERİLERİ HABER OLARAK GAZETE VE DERGİLERDE YAYINLANABİLİR.

Öbür türlü sahibinden izin alınmadan: TÜRKİYE VE DÜNYADA “ Reklam ve başka amaçlar için hiçbir televizyon,
Bilgisayar ve İnternet’te; ulusal, yerel, televizyon, sinema, tiyatro, radyo, gazete, dergi, şahıs, firma, şirket, reklam ajansı vb. tarafından konusunun küçük bir bölümü ya da tamamı değiştirilerek sesli, görüntülü, yazılı şekilde kullanılamaz. Oynatılamaz, gösterilemez ve yayınlanamaz. Kaset ve CD ye çekimi yapılamaz.
Aksine hareket edenler hakkında “ Telif Hakları Yasası” uyarınca kanunî işlem yapılır.”

Konu 1:Çok uzun bir caddede sokağın iki tarafından binlerce insan yürümektedir. Yolun sağ ve sol tarafı tamamen yeşilliktir. Gruplar yolun iki tarafından gelip gitmektedirler. Büyük çoğunluğu sigara içmektedirler. Kadın
ve erkeklerin yüz tarafından değil, arka tarafından sigara içtikleri hissettirilmektedir. Ellerindeki sigara izmaritlerini gelişi güzel karşı taraftaki yeşilliklere fırlatmaktadırlar. Yavaş yavaş atılan sigaralar iki
yanda birer cümle oluşturur.
—Sigara sağlığa zararlıdır.
—Lütfen yerlere sigara izmariti atmayalım.

Konu 2:Çok büyük bir kahvehane, birahane… İnsanlar içerde hem sigara içmektedirler hem de kumar oynamaktadırlar. Adamlar arka taraftan görülmektedir. Sigara dumanları havaya doğru gitmektedir. Yukarıda sigara
dumanları bir cümle oluşturur.
—Sigara sağlığa zararlıdır.
—Sigara içerek hayatınızı söndürmeyiniz.

Konu 3: Bir köy evinin bahçesi. Evin önünde tavuk, ördek, köpek, inek, eşek… Bulunuyor. Havada çok sıcaktır. Evin önünde tütün balyaları ya da hevenkleri boydan boya duruyor. Eşeğin yuları salınmış durumdadır. Eşek tütünlerin
bulunduğu yere doğru giderek baştan itibaren yemeye başlar. Eşeğin sadece tütünleri yediği gösterilmektedir. Hepsinden birer parça yemektedir. Son hevenk, balyadan da bir parça yemiştir. Ansızın bir gürültü duyulur. Eşek
arkaya döndüğü zaman yediği tütünlerin dışkı olarak simsiyah ve bir cümle çıktığını fark eder. Eşek yazının bulunduğu ilk kelimeden başlayarak okumaya başlar. Orada aşağıdaki cümle yazılmıştır. Eşek anırarak bulunduğu yerden kaçmaya başlar. Bunu gören eşeğin sahibi eşeğin peşinden koşarken bağırmaktadır. Aslında eşek bir rüya görmüştür. O anda tütünün karşısına çömelmiş duruyor vaziyettedir. Birden bire silkinerek ayağa kalkar. Anırarak
tütün hevenk ya da balyalarının bulunduğu yerden kaçar.
—Sigara sağlığa zararlıdır. Cümlesi tekrar gösterilir.

Konu 4:Bir işyeri. Özel ya da resmi bir şirket olabilir. Bir kadın o yerin müdiresidir. Masada oturmaktadır. Masanın üzerinde kabarık dosyalar vardır. Kadın seyircilere arka taraftan gösterilir. Sigara üstüne sigara içmektedir.
Duman görülmektedir. Ayağa kalktığı zaman bunun hamile bir kadın olduğu anlaşılır. Zile basarak şoförünün hazır olmasını söyler. Arabasına bindiğinde bile sigara dumanı arabanın içini sarmıştır. Şoför arabayı sürmektedir. Bir apartmanın önünde araba durur. Kadın kapıdan içeri girer. Asansöre binecektir. Fakat elektrikler yoktur. Yukarı doğru çıkmaya başlar. Evi son kattadır. Merdivenleri tırmanmaya başlar. Nefes nefese yukarı doğru çıkmaktadır. 3–4 katta bir soluk almaktadır. Zor zoruna apartmanın önüne gelir. Anahtarla kapıyı açamaz. Zile basar. Gözleri kararır. Geri geri
düşmeye başlar. Aynı anda merdivenden yuvarlanırken kocası kapıyı açar. İkisi de avazı çıktığı kadar bağırmaktadırlar. Kadın bu durumu rüyasında görmüştür. Soluk soluğa sırılsıklam olmuş vaziyette yatağından kalkar.
Yanında duran sigara paketini görür ve onu parçalar…

Konu 5: Bir ameliyat masası. Doktorlar acil bir hastanın başında bulunmaktadırlar. Hastanın hem iki eli hem de iki ayağı yoktur. Doktorlar onu çırılçıplak soymuşlardır. O anda ise karnını yarmışlardır. Adamın karnının içi soba borusu gibi simsiyahtır. Hiç bir şey sağlıklı değildir. Karaciğer, akciğer, bağırsaklar… Hepsi tamamen simsiyahtır. Adamın karnının içi de su ile doludur. Doktorlar ellerinde eldivenlerle durmadan o pis suları boşaltmaktadırlar. Adamın karnını dikmeye başladıkları zaman adam Narkozdan uyanır. Kendisini o şekilde gördüğü zaman öyle kuvvetli bağırır
ki… Çünkü adam bunu rüyasında görmüştür. Sırılsıklam olmuş vaziyette yatağından kalkar ve yanı başında duran sigara paketini parçalar.

Konu 6: Bir oturma odası. Anne, baba ve çocuklar bulunmaktadır. Baba bir taraftan sigara içiyor bir taraftan da televizyon seyrediyor. Baba iyi bir sigara koliktir. Adamın içtiği sigara arka taraftan hissettirilmektedir. Çocuklar ders yaparken babalarının içtikleri sigaradan rahatsız olmaktadırlar. Ders konusunda sordukları sorulara da bir cevap
alamamaktadırlar. Anne de bulaşık yıkarken o da rahatsız olmaktadır. Artık yatma vaktidir. Kadın ve erkek yatağa yatarlar. Televizyonun karşısında da bir televizyon bulunmaktadır. Televizyon açılır. Adam yine yatakta sigara tüttürmektedir. Kadın uyumuştur. Adam televizyon seyrederken yine fosur fosur sigara içmektedir. Televizyonu seyrederken uykusu gelir. Yavaş yavaş göz kapakları kapanır. Sigaranın külü battaniyenin üzerine düşmüştür. Karı
koca uykuya dalmıştır. Önce battaniye, sonra yorgan, sonra da karı kocayı ateş sarmıştır. Onlar yanarken feryatlar içinde bağırmaktadırlar. Adam ve karısı aynı anda kalkarlar. Çünkü ikisi de aynı rüyayı görmüşlerdir. İkisinin eli de aynı anda yan tarafta bulunan sigaraya gider. Sigara paramparça edilir.


T.C.
BAFRA
BİRİNCİ NOTERLİĞİ
RESMİ MÜHÜR VE İMZA
ASLININ AYNIDIR
NO:02474
14 MART 2006
BAFRA 1.NOTERİ
DURSUN ERTÜRK



HASAN SANCAK
ALAÇAMLI HALK ŞAİRİ
REKLÂM YAZARI
(EĞİTİMCİ-GAZETECİ)
TEL: 0362–621 27 79
CEP: 0–505–395 81 68

E-MAİLhasansancak55@hotmail.com
hasansancak55@yahoo.com
hasan_sancak@mynet.com
Alaçam-SAMSUN

10 Comments:

Blogger Haluk Mesci said...

El insaf Hasan Sancak bey ! Öğrencilere yazı yazmasını da böyle öğretiyorsanız, yandık. Noktalardan, virgüllerden sonra boşluk yok. Yazım hataları tonla...

Çok merak ettiğim bir şey daha : Reklamla bu kadar uğraştığınıza, notere vs bu kadar zaman ayırdığınıza göre, öğrencilerinizle ilgilenmek için vaktiniz ve enerjiniz kalıyor mu acaba ?

11 Haziran, 2006 21:33  
Blogger Tansu M. Gülaydın said...

Bu abiye bir güzel 'Rüya Yorumları' dökmek lazım. Öyle bir tarafın açıkta kalmıştan da öte bir güzel döşenmek lazım ancak rüya yorumlarını noterden onaylatmak da vakit ve para işi şimdi. En azından elimdeki işleri notere onaylatayım. Sancak tarafından darbe yemeyelim. Di mi?

11 Haziran, 2006 23:09  
Blogger Tansu M. Gülaydın said...

Öte yandan Hasan Sancak Abi bir renk. Bu toprakların rengi. Biz böyle bir insanı rüyamızda bile göremezdik... Haa! Yine öte yandan Hasan Sancak Hoca, sınıfındaki öğrencilerin gördüğü en büyük kabus olabilir, o başka mesele.

11 Haziran, 2006 23:40  
Blogger Maksude Kılınç said...

Okudum ve enerjim bitti.

Yorum yapasım bile kalmadı. Nasıl bir renk bu Tansu?

Bu ilginç kişilik iyi bir incelenmeyi hakediyor? Çocuklarını ona emanet edenlerle de konuşmak lazım.

12 Haziran, 2006 13:47  
Blogger Tansu M. Gülaydın said...

Klinik Psikolog olarak hayatıma devam etseydim incelerdim üstadı.
Ama çok şükür, aktif değilim o meslekte. Renk meselesine gelince, abinin rengi kırmızı. Alarm veriyor yani.

12 Haziran, 2006 14:59  
Blogger Hatice Üzgül said...

Tutmayın beni! Bu fikirlerin bir kısmını çalacağım.

Noterlenmiş moterlenmiş anlamam ben! Çalacağım. Özellikle kolonya reklamına bayıldım.

12 Haziran, 2006 16:21  
Blogger Emrah Doğu Akay said...

İhsan Oktay Anar'ın Puslu Kıtalar Atlası'ndan fışkırmış bir karakterle karşı karşıyayız. Orada da bir adam iksir içip rüyaya yatıyor ve bu rüyalarıyla dünya atlası hazırlıyordu. Hatta oğlu da atlasta hangi sayfayı açsa o gerçek oluyor ve onu yaşamaya başlıyordu. Romanlarda sevdiğimiz böyle karakterleri gerçek hayatta da sevmek mümkün ama yazık tabii, o ayrı :))

12 Haziran, 2006 18:32  
Blogger Şahin Tekgündüz said...

"Abesle iştigal" etmiyor muyuz?

12 Haziran, 2006 23:10  
Blogger Başak Kanat said...

Okurken yüreğim sızladı...
Belki de babam da bir öğretmen olduğu içindir.

Çok çok üzüldüm...
Ama bir öğretmenin bu hale gelmesine mi, yoksa yüzlerce insanın böyle bir öğretmenin öğrencisi olmasına mı daha çok üzüldüm bilemedim...

13 Haziran, 2006 15:13  
Blogger Ezgi Yener said...

Bu durumda danışmak istediğim bir şey var. Ben rüyalarında sürekli düşecek gibi oluyorum. Bazen de uçuyorum. Bunları anneme anlatıyorum. Sonra bi bakıyorum ki filmlerde reklamlarda ve kitaplarda kullanılmış bu rüyalarım. Uçanlar, düşenler... Bu durumda anneme dava açmalı mıyım?

30 Ağustos, 2006 15:26  

Yorum Gönder

<< Home