Perşembe, Aralık 22, 2005

Bir öğretmenden...

Ülkemin bir okulundan bahsetmiş Vahide arkadaşımız, üzülerek. Bugün bana gelen bir öğretmenin yazısını sizinle de paylaşmak istedim. Belki sizlere de gelmiştir, belki hisleri güçlü biri uydurmuştur, belki çok eskidir de ben yeni haberdar olmuşumdur. Her neyse, tüm bunların ve daha nice bilmediklerimizin olduğunu ve olacağını da biliyorum. Bilmek yetmiyor, yetmeyecek de. Bari hiç bilmeyen kalmasın diye bir kez daha, bir kez daha yazmakta fayda var. Ne dersiniz? Hani bir önceki yazıda sorduğum "az mıyız?" sorusuna cevap bulmaksa hedef, hadi bulalım bakalım ve artalım.
Size yazıyı aynen kopyalayarak aktarıyorum:

Merhaba!
Istanbul'da bir lisede ögretmenlik yapiyorum. Çalistigim okul, çogunlugu Anadolu'nun en ücra köylerinden gelip yerlesen (yerlesemeyen) insanlarin oturdugu bir çevrede. Etrafimiz gecekondu mahalleri. Gecekondu olmayan yerlerde de derme çatma binalar var. Istanbul'un pek çok yerinde artik görmeye alistigimiz bir manzara var aslinda burada da. Sözünü ettigim yerlesim yerinin 5 dakikalik mesafesinde modern bir alisveris merkezi var!
Atardamarin hemen üzerinde bu okul.
BUNLARIN HEPSI GERÇEK:
Biliyor musunuz, bir ögrenci okula "satir" getirmekten uzaklastirma cezasi aldi.
Biliyor musunuz, iki hafta önce okulun önünde çikan bir kavgada bir ögrencimin boynu döner biçagi ile kesildi; 28 dikis atildi. (Çok sükür sah damarina gelmedi)
Biliyor musunuz, bu çevrede kimse kisin aksam besten sonra sokakta yalniz yürümüyor.
Biliyor musunuz, geçtigimiz hafta, bebek bekleyen müdür yardimcimiz bir ögrenci tarafindan karni tekmelenmekle tehdit edildi.
Biliyor musunuz, disaridan elini kolunu sallaya sallaya giren bir adam, kendisini disari çikarmaya çalisan kat nöbetçisi bayan ögretmeni biçakla tehdit etti.
Biliyor musunuz, derste sikinti yarattigi için ögretmeni tarafindan cezalandirilan ögrencinin asiret olan ailesi okulu basti.
Biliyor musunuz, bir ögretmenimiz sinifta biraktigi ögrenciden tehdit telefonlari aldi.
Biliyor musunuz, ögrencilerimizin %86'si sigara içiyor.
Biliyor musunuz, ögrencilerimizin %42'si hap kullaniyor.
Biliyor musunuz, okulun etrafinda hap satanlari, okulun içinde hap kullananlari polis biliyor.
Biliyor musunuz, ögrencilerimizin %23'ü ensest iliski magduru.
Biliyor musunuz, geçtigimiz yil bir kiz ögrencimizin babasi çocugundan(ögrencimizden) dayak yedigi için okula sigindi.
Biliyor musunuz, yalnizca koridorda birbirlerine çarptiklari için kavgaya tutusan iki kiz ögrencinin aileleri okulun önünde birbirlerine yumruk yumruga saldirdilar.
Biliyor musunuz, bazi kiz ögrenciler 100 kontör karsiliginda minibüs soförlerine, hali saha sahiplerine kendilerini kullandirtiyorlar (cinsel anlamda)
Biliyor musunuz, bu yil bir erkek ögrenci, bir kiz ögrencinin kendisine cinsel tacizde bulundugunu söyleyerek sikayette bulundu.
Biliyor musunuz, geçtigimiz yil bir anne, kizinin saçinin boyali olmasi üzerine okula çagirildiginda, kizini okula koca bulmak için gönderdigini bu nedenle de süslenmesi gerektigini söyledi.
Biliyor musunuz, velilerin %42'si kayittan sonra bir daha okula ugramiyor.
Biliyor musunuz, maddi yetersizlikten dolayi üç, dört aile bir oda-bir salon bir evi paylasiyorlar.(Sayilari azimsanamayacak ölçüde.)
Biliyor musunuz, her ay ögretmenler aramizda para toplayip bir ögrenciye bot, palto veya okul araç gereçleri aliyoruz.
Biliyor musunuz, geçtigimiz yil cuma okul kapanisi töreninde bayginlik geçiren bir ögrencinin iki gündür hiçbir sey yemedigini ögreniyoruz.
Biliyor musunuz, ögrencilerin çogunun hayatinda kan davasi, intihar, bosanma, dayak, kaçma, kaçirilma, hapis gibi hikayeler var.
(Ailelerinde yasanmis)
Biliyor musunuz, geçtigimiz yil iki gün boyunca evine gitmeyen bir ögrenciyi velisi gelip okulda ariyor. (Kizin biriyle kaçtigi anlasiliyor daha sonra.)
Biliyor musunuz, annesi babasi ayri veya bosanmis olan ögrencilerin çogu uzak akrabalarin yaninda kaliyor. Anne ya da baba almak istemiyorlar veya üvey anne babalar istemiyor.
Biliyor musunuz, geçtigimiz yil sorun çikardigi için müdür tarafindan tartaklanan bir ögrenci mahalleden topladigi tanidiklariyla müdürün odasini basip tehditler savurdu.
Biliyor musunuz, veliler toplantilara "ocakta yemeklerini birakarak", ayakkabilarinin topuguna basarak, mantolarini omuzlarina atarak geliyorlar.
Biliyor musunuz, velilerin büyük bir çogunlugu ögretmene nasil hitap edilecegini bilmiyor. (Güzelim, hanim kizim, sen, hocaaaaa, ablasi!?)
Biliyor musunuz, sakalli, salvarli, cüppeli bir veli toplantilara gelip yalnizca erkek ögretmenlerle görüsüyor!
Biliyor musunuz, geçtigimiz yil 1000 ögrenci kapasitesi olan okulda kütüphaneye üye olanlarin sayisi 7(yedi)'ydi.
Biliyor musunuz, ögrenci tanima formlarindaki "Çaldiginiz müzik alet(ler)i" bölümüne radyo, teyp, walkmen yazan azimsanamayacak sayida ögrenci var.
Biliyor musunuz, ögrencilerin azimsanamayacak bir bölümü dogum tarihlerinin gün ve ay kisimlarini dogru yaziyorlar ancak yil bölümüne 2004 yaziyorlar!
Biliyor musunuz, lise birinci sinif ögrencilerim "Soru isareti nerede kullanilir?" soruma yanit veremediler.
Biliyor musunuz, *10 lisesine kayit yaptiran bu ögrenciler çarpim tablosunu bilmiyorlar; 10 ve katlari ile çarpma ya da bölme islemi
yaparken bile hesap makinesi kullaniyorlar. (Geçtigimiz ay sinirden gözlerine kan oturmus bir halde siniftan çikan matematik ögretmenimiz koltuga çökerken ögrencilere bir ders boyunca 300'ü 2'ye böldüremedigini anlatti.)
Biliyor musunuz, maddi durumu iyi olan sayili ögrencilerden birinin velisi, geçtigimiz yil akan damimizi onardi. (Notlarinin hemen hepsi zayif olan ögrencinin sinif geçmesi sartiyla!)
Biliyor musunuz, ögrencilerimizin %60'i sagliksiz beslenmeden dolayi hasta (aralarinda dispanserlik olanlar var) ancak ögrencilerimizin %90'inda cep telefonu var. (Cep telefonlari son model, bazilari kamerali)

Ben bu okulda 3 yildir ögretmenlik yapmaya çalisiyorum. Bu olaylara alismamak için, artik alisip bunlari neredeyse dogal karsilayan yillarin ögretmenleri gibi olmamak için ugrasiyorum. Biliyorum ki eger alisirsam gelecege dair hiçbir umudum kalmayacak. Her gün büyük bir çaresizlik ve endiseyle "Acaba bugün ne olacak?" diye basliyorum isime. Olaysiz geçen günler Allah'in nimeti! Biliyor musunuz, sinifta gezinerek ders anlatirken Atatürk'ün gözleriyle karsilasmamaya çalisiyorum, kafami kaldirip resmine bakamiyorum. Basimin üzerinden "Ey Türk Gençligi!" diye bagirdikça utancimdan omuzlarima gömülüyorum. Biliyor musunuz, 10 Kasim'larda, 29 Ekim'lerde siirler okunurken, marsimizi dinlerken agladigimda herkes günün anlamina agladigimi saniyor; oysa çaresizlige agliyorum. Muhtaç oldugu kudretin dolastigi asil kani uyusturucuyla zehirleyen ögrencilerimi kurtaramiyorum. Ögrenmeye direnen, kendini kapatan ögrencilerime Istiklal Marsi'nin anlamini bile ögretemiyorum.
Daha da yazacaktim ancak yazdikça yüregim agirlasiyor.
Sevgi ve saygilarimla.

2 Comments:

Blogger Vahide Tandelen said...

Michael Moore yapımı 'Benim Cici Silahım' bireysel silahlanmanın ne kadar arttığını ve bunun nelerden kaynaklanmış olduğunu çarpıcı bir dille anlatıyor. Sayılan etkilerden en önemlisi de televizyon yayınları. Bugünün Türk özel televizyonlarının yayınlarının önemli bir kısmı bunlara neden olan yayınlarla aynı. Ya Amerikan program formatlarının dünyanın telif ücreti ödenerek satın alınmış formatları, ya da birbirini boğazlayan insanların sıklıkla gösterildiği haber bültenleri izlediklerimiz. 6 yaşındaki bir çocuğun babasının silahıyla sınıf arkadaşını vurması, ya da bir lise öğrencisinin yine silahla öğretmenlerini ve sınıf arkadaşlarını rehin alması artık sadece Amerikan gerçeği değil.

23 Aralık, 2005 03:23  
Blogger CigdemZeytin said...

Michael Moore gibi örneklerin toplum vicdanına katkıda bulunmaktan başka bir fonksiyonu olduğuna inanmıyorum. Benim Cici Silahımı ve Fahrenheit 9/11 tüm Amerike izledi ama değişen hiç bir şey yok. Bir yandan Michael Moore'un yaptığı işi takdir ediyorum diğer yandan bunu Amerika'nın vicdan hesabı gösterisi olarak görüyorum. Bir şeyler gösterilmeli anlatılmalı tabii ama bir şeyler yapılmalı aynı zamanda. Eyleme dönüşmeyen tüm düşünceler ölüdür. Şu an benim yaptığım gibi.Söz söyleyip iş üretmeyişim gibi. Eğer söz söylemekten başka bir şey yapabiliyoraam, değiştiremiyorsam bile değiştirmeye çalışıyorsam düşüncem anlamlıdır. Reklam bunun için çok güçlü bir araç. Teklifim bunu bu yönde kullanmak, bir güç yaratmak. Şimdilik söyleyebileceğim başka bir şey yok. Laf üretmekten kaçınır oldum son zamanlarda ki kavramların içini boşaltmaya başlamayayım.

26 Aralık, 2005 10:22  

Yorum Gönder

<< Home