Perşembe, Aralık 22, 2005

az mıyız?

Turgut Hoca'nın Şu Çılgın Türkler'ini tam bitirdim, Bekir Coşkun'un İzmir yazısını okudum. Sayın Coşkun'u okudunuz mu bilmem ama biz İzmirliler'i iyi etkiledi. İzmir hem dışarıdan görüldüğü gibi hem de değil. Şen şakrak, akdeniz rehaveti yaşayan, güleryüzlü bir kent İzmir, evet. Ama ülkeyi daraltan kıskacı biz de hissediyoruz. Sayın Özakman'ın kitabından söz etmemin nedeni de bu zaten. Tüylerim diken diken olarak, boğazıma saplanan ağrıyla, kıvranarak okudum kitabı. Cumhuriyet'in gerekçelerini çok iyi irdelemiş bir vatandaş olarak bugünü de iyi irdelebildiğimi düşünüyorum ve ürküyorum. Kitabı bitirince çevreme farklı bir gözle baktım ve şunu düşündüm; şu an böyle bir kurtuluş savaşı yaşasak, kimler gerçekten tırnaklarıyla savaşırdı, kimler arkadan yanaşırdı. Ah, acı olan burası ki neredeyse elle tutulur bir şekilde gerçek savaşçıları gördüm. O kadar azdılar ki. Ne rastlantıdır ki bugünlerde bir müşterimizin işi için Gençliğe Hitabe'yi yeniden okumuştum. Hepsi biraraya geldi ve ben kendimi boğulmuş buldum.

Yanılmış olmaktan hiç bu kadar mutlu olmayacağım. Söyleyin, gerçekten bu kadar az değiliz değil mi?

2 Comments:

Blogger Haluk Mesci said...

'Çılgın Türkler' tanısı, ilginç bir hastalığın en az onun kadar ilginç adlandırılması gibi geliyor bana hep. Başka türlü söyleyeyim, niye illa 'çılgın' durumuna geçmemiz gerekiyor bazı şeyleri başarmamız için ? İnsanlığımızı hatırlamak için illa deprem felaketi mi yaşamak zorunda çılgın Türkler ?

Öte yandan, can alıcı bir soru, 'az mıyız ?' sorusu.

Belki çokuz, ama parçalandığımız da kesin. Parçalar çoğaldıkça ve iletişim içinde olmadığı, birlikte çalışmadığı sürece, 'azlık' duygusunun artması kaçınılmaz hale geliyor.

İnsanların bireysel tercihlerine göre yaşamasından yanayım tabii ama ortak duyguların, ortak alanların, ortak biçimlerin, ortaklaşmaların ve paylaşmaların daha düzenli olması gerekli.

Ortak Defter diye bir şey var ama 'ortaklar' ortaklardan ziyade borsada hisse senedi almış spekülatörler gibi davranıyor. Ne acıklı.

23 Aralık, 2005 10:29  
Blogger Fasizan said...

Sayın Kılınç,

fena halde gaza gelmişsiniz, hem de jet fuel ile.

29 Aralık, 2005 19:06  

Yorum Gönder

<< Home