Çarşamba, Temmuz 25, 2007

Livaneli açıkladı...

Livaneli'nin açıklamasının bulunduğu kaynak:

http://www.ntv.com.tr/news/415149.asp

6 Comments:

Blogger Ayşe Tüzel said...

Şimdi bana kızacaksınız. Gündemi takip etmek işimizin gereği diyeceksiniz. Ama ben yine de, zaten hepimizin e-posta kutularına düşen, tüm ulusal televizyonlarda ve radyolarda satır satır okunan bu haberin "Ortak Defter"de yinelenmesini anlamıyorum. Aynı konu, geçen gün defterdeki Hasan Celal Güzel'in fotoğrafının da yer aldığı yazı için de geçerli.
Bu alıntı haber olayının tadını kaçırdık bence... Ha buraya girilen yazı Sn. Livaneli'nin yazısı üzerine bir yorum içerse, CHP'nin bugünkü durumu ya da Sn. Baykal'ın tutumu hakkında bir fikir paylaşımı olsa, hadi yine olur diyeceğim. Gündemi takip eden yazar arkadaşlar tartışıyor diyeceğim. Ancak bu alıntı haber işine bir son verelim derim.
Yoksa "ntvmsnbc" yerine Ortak Defter'e girmek yetecek gibi. Eğer, yok, devam edelim diyorsanız haberlere.. Bende çok spor haberi var! Bomba transferlerden sakatlıklara, kulübünü mahkemeye veren yöneticilerden takımdan kovulanlara kadar... Ona göre :)

25 Temmuz, 2007 21:28  
Blogger Çağlayan İbiş said...

Hasan Celal Güzel’in yazısı, Türk siyasetinin uzun bir dönemine damgasını vurmuş siyasetçilerin seçim propagandaları sırasında yaptıkları komik "iletişim hatalarını" anlatıyordu. Yani siyasi kampanyalarda politikacıların yanı sıra, siyasi kampanyalarını yürüten reklamcılar tarafından da yanlış yönlendirildiği zamanları anlatıyordu.

Hasan Celal Güzel ise artık bize/bana komik gelen bu hataları esprili bir dille anlatarak daha eğlenceli bir hale getirmişti. Hepimiz iletişimciyiz. Dolayısıyla işimizle ilgili bir köşe yazısının burada yer almasının nasıl "tadı kaçırdığını" anlamadım. Geçmişte seçim çalışmalarında yapılan iletişim hatalarını anlatan bir yazının yeri bu kadar reklam yazarının olduğu bir yer değilse neresidir.

Buraya koyduğum bir köşe yazısı için; niçin koyduğuma dair ikinci kez bir açıklama yapmak da garip oluyor ayrıca (Bkz. Yazının altına açıklama yazmışım).. Zaten yazı her şeyi anlatıyor.

Koyduğum yazının altına açıklama veya yorum yapmamamın sebebi de herkesin benim gördüklerimi göreceklerini düşünmemdi...

Doğrusu, Hasan Celal Güzel'in bu kadar yakından takip edildiğini sanmıyordum.

26 Temmuz, 2007 09:11  
Blogger Nokta Çelik said...

Ayşe Tüzel'e katılıyorum. Kişisel olarak, kendi defterime not etmeye değer bulduklarımı burada yazmayı tercih ediyorum. Bu gibi durumlarda yazının linkini veya ilgili bölümü verelim mesela, olduğu gibi kopyala yapıştır yapmayalım. Bu arada Çağlayan, ikinci kez açıklama yapmak zorunda değildin. Alınganlık yapma:)

26 Temmuz, 2007 10:14  
Blogger Tuğçe Özel said...

Konu rahatsızlıktan açılmışken, ben de rahatsızlıklarımı dile getirmek isterim. Eskiden Ortak Defter, düşünen, paylaşan, ‘yorum yapan’, dileklerini ve isteklerini söyleyebilen, şiirlerini, denemelerini paylaşabileceğin ‘Ortak bir platformdu’. Ama şimdi bakıyorum, her yazılan yazının altı, yok bunun burası şöyle olmuş, imla hatası var, gereksiz bu yazı gibi yorumlarla doluyor. Tamam, imla hatalarını uyaralım tabii, fakat parantez içinde ya da gerektiği kadar, yukarıda yazılan yazının özünü unutmadan…

Ne oldu bize?

Nerede eski Ortak Defter? Buluşup uzun uzun reklâmcılıktan konuştuğumuz, yeri geldiğinde dans ettiğimiz, içki içtiğimiz, Ortak Defter nerede?

Bakıyorum da eski birlik, beraberlik kalmadı. Yapılan yorumların içi boş, (Sakın yanlış anlama Ayşe Tüzel, bu yazı, haklısın çok uzun olabilir, linkini koymak daha mantıklı.) birbirini eleştiren, kıran yorumlar… Biz bu değildik arkadaşlar, bu olmamalıyız. Lütfen artık eski Ortak Defter olalım. Ben, eski bizi özlüyorum…

Kimse alınmasın, darılmasın. Amacım birilerini eleştirmek ya da kırmak değil. Ki istesem de yapamam zaten...

26 Temmuz, 2007 12:17  
Blogger Ayşe Tüzel said...

Sevgili arkadaşlar,
Tuğçe, Çağlayan ve diğer dostlar...
Amacım kimseyi kırmak, gereksiz eleştiri yapmak ya da icat çıkarmak değil. Yorumumda da haklı olduğumu biliyorum. Nokta, beni, ne demek istediğimi çok iyi anlıyor. Son zamanlarda Defter'deki genel gerginlik ve huzursuzluk çok açık. Ama bu sadece Defter'e özgü de değil... Etrafınıza bakın, meslektaşlarınızla iletişimlerinize bakın... Bir şeylerin tadı iyice kaçtı bu meslek ve sektör adına sanki... Kimse kimseyi dinlemiyor, kaale almıyor, edilen en küçük bir söz bile saldırı gibi algılanıyor. (Ben bile alınganın teki oldum son günlerde...) Herhalde ben çok eski kafalı kaldım. Bilmiyorum.
Sonuçta derdim kimseyi kırmak, incitmek, tatsızlık çıkarmak değil. Sadece uyarı yapmaktı.
Aman neyse yahu...
Öyle işte.

27 Temmuz, 2007 09:23  
Blogger Tuğçe Özel said...

Yok, Ayşe Tüzel, bu olayların hiçbirisi seninle alakalı değil ki zaten...

Hepimiz birbirimizi ne kadar anlıyoruz, dinliyoruz, okuyoruz acaba?

Ben bunu söylemek istemiştim sadece ve gidişatın doğru olmadığını...

O kadar...

Daha fazla bir şey demek, öz, kısa cümleleri açmak istemiyorum. İçten okuyan ne ifade etmek istediğimi bir bakışta anlar...

27 Temmuz, 2007 09:41  

Yorum Gönder

<< Home