Pazartesi, Mart 26, 2007

Başıma gelenler

8 gün önce girdiğim küçük bir ajanstan sebebsiz yere cuma günü çıkartılıyorum.
Üstelik beni, geldiğimi kutlamak için yemeğe çıkartan ajans patronu ve ortağı olan bir kadın tarafından!
Bu arada 8 günde daha önce hiç yazılmamış olan ajansın kataloğunu, iki ilan, bir internet sitesinin tüm metinlerini, iki basın bülteni yazıyorum.

Sigortamın girdikten sonra yapılmadığını öğreniyorum.
Bugün ajansa hakkım olanı almaya gittiğimde ise kaba kuvvet ve küfürle karşılaşıyorum.
Yazdığım metinlerin, patronun bir edebiyatçıya akşamları okuttuğunu öğreniyorum. Üstelik kendi ağzından!

Hakkım olanı alamıyorum.
Gördüğüm bu davranışlar karşısında şaşkınım.
İlk aklıma gelen buraya yazmak oldu.
Dava açacağım ama elimde orada 8 gün çalıştığıma dair en ufak bir belge yok!
Nasıl insanların, nasıl ajansların olduğunu öğreniyorum böylece.
Bu ajansın hangi ajans olduğunu öğrenmek isteyenlere söylemeye hazırım. Bilinsin ki, başkaları da bugün benim yaşadıklarımı yaşamasın.

12 Comments:

Blogger Nokta Çelik said...

Geçmiş olsun Çağlayan İbiş. Gerçekten can sıkıcı bir durum. Hem üzüldüm hem sinirlendim. İnsanlara "kullan-at bardak" muamelesi yapanları kınıyorum. Ama hayırlısı olsun, önünde yeni kapılar açılsın:)

26 Mart, 2007 15:53  
Blogger Maksude Kılınç said...

Nasıl bir hadsizlik bu? Hakikaten, nasıl bir "kullan-at" davranışıdır yapılan? İnsanlar bunu nasıl yapabiliyorlar?

Nefret ettim.

Nokta'nın dileğine katılıyorum, umarım iyi kapılar açılır önünde.

26 Mart, 2007 16:59  
Blogger Tuğçe Özel said...

Bu yorum yazar tarafından silindi.

26 Mart, 2007 17:45  
Blogger Tuğçe Özel said...

İlk başta geçmiş olsun Çağlayan İbiş, ben de senin yaşadıklarının bir benzerini başka bir ajansta yaşadım. Sanırım bahsettiğin ajansın adı da İDA olmalı... Tabii ajans değişikliği yaşamadıysan...

Orada çalıştığını kanıtlamak istersen, seninle görüşmeye gelen bir arkadaşım olduğunu biliyorum, ki o da ortak defter yazarlarından... Kimden bahsettiğimi biliyorsun. Orada çalıştığını ancak şahitle kanıtlayabilirsin, S.S.K'ın Unkapanı'nda böyle konularla ilgilenen bir departmanı var, eğer oraya yazılı dilekçe ile ve bir şahitle gidersen senin için sorunu çözüyorlar. Çünkü bu yaptıklarının cezası 30.000 YTL civarında ve büyük bir suç...

Şirketi kendilerince fişliyorlar. Şirket de yana yakıla seni arıyor, gel anlaşalım sana 10.000 YTL verelim, bu konu kapansın gibi tekliflerle karşılaşıyorsun. Ama yapacak hiçbir şey yok, dilekçeni verdikten sonra geri alma gibi bir hakkın yok. Dolayısı ile onlar bu parayı ödemek zorunda kalıyorlar.

Yalnız şöyle bir durum söz konusu, 8 gün çok kısa bir süre ve kıdem tazminatın da yok. Hatta 6 aydan sonra bazı haklara sahip olabiliyorsun. O yüzden sana ödeme yapamayabilir S.S.K, ama merak etme kendi hakkını alacaktır :)

Kendimi bir an hukukçu gibi hissettim, ama ne yapabilirim, ben çok çektim, ağladım, siz aynılarını yaşamayın...

İstersen bu konuda bir hukukçu da tavsiye edebilirim: tugceozel@reta.com.tr

(Bu arada ajansın adını açıkladım, eğer İda değilse uyarır mısın? Yok eğer İda ise açıklama yapma, bırak bana da dava açsınlar, uğraşırım!)

26 Mart, 2007 17:54  
Blogger Serhat Bayram said...

Bu yorum yazar tarafından silindi.

27 Mart, 2007 10:20  
Blogger Serhat Bayram said...

Çok geçmiş olsun Çağlayan İbiş. Sana bir kanıt buldum dersem ne dersin? Şu adreste aynen böyle yazıyor ve sağlam bir kaynak: Marketing Türkiye,

" Bu sene beşinci yılını kutlayan İda Ajans’ın yaratıcı ekibine, Sanat Yönetmeni Onur Cantimur ve Reklam Yazarı Çağlayan İbiş katıldı.

Yeni ekip yanında İda yeni müşteriler de edindi. Real Life Alışveriş Merkezi, Seikon, Tresan Şampuanları ve M. Asam Dermo Kozmetik Ürünleri, tüm iletişim faaliyetleri için İda Ajans’ı seçtiler." *

* http://www.marketingturkiye.com/Haberler/Detay/?no=7647

Bu işine çok yarayabilir. Umarım cezaları ne ise peşlerine yapışır ve umarım önün apaçık olur.

27 Mart, 2007 10:23  
Blogger Serhat Bayram said...

Tabii ki ajansın bu ise bu kanıt işe yarar : ). Eğer bilgilerde yanlışlık varsa bilgilendirme bekliyorum.

Tekrar çok geçmiş olsun.

27 Mart, 2007 10:40  
Blogger Ayşe Tüzel said...

Böyle olayları duydukça gerçekten çok üzülüyorum. Canım yanıyor. Her ne kadar Türkiye'de tüm kanunlar işçiden yana olsa da tüm kapılar parası daha çok olan için açılıyor. Umarım, hakkını arar ve alırsın Çağlayan İbiş.
Bu konuda RYD'nin hukuk danışmanından da yardım alabilirsin. Reklam Yaratıcıları Derneği bu konularda oldukça hassas.

27 Mart, 2007 14:23  
Blogger Burak Kargın said...

Geçmiş olsun Çağlayan Hocam, hakkının karşılığını inşallah alırsın. Sektörden bu tür haberleri duyunca canım sıkılıyor. Bunun nedeni kurumsallaşamamak mıdır, yoksa bireyselleşmek midir?
İkisi birden de olabilir tabii...

27 Mart, 2007 20:15  
Blogger Çağlayan İbiş said...

Sevgili Ortaklarım,

Nokta Çelik, Maksude Kılınç, Tuğçe Özel, Serhat Bayram, Ayşe Tüzel ve Burak Kargın ve diğer ortaklarım... Hepinize desteğiniz için, hayatımda olduğunuz için, burada olduğunuz için tek tek çok teşekkür ederim. Üzüntümü, canımın kaç gündür sıkılmasını unuttum yazdıklarınızı okuyunca.

Bunun neden böyle olduğunu bulmaya çalışıyorum ama.

Evet, başıma böyle can sıkıcı, huzur bozucu, lanet okunması gereken bir durum geldi. Bunun gelme sebebinin sadece o ajanstaki garip insanın ve onun gibilerin olmadığına kanaat getirmeye başladım. Bakkal açar gibi ajans açılmasına bizim için çalıştığını söyleyen saygıdeğer derneklerimizden bir çözüm bulunmadığı sürece böyle şeyleri daha çok duyup yaşayacağız. Birisi ajans mı açmak istiyor? RD çağıracak o kişiyi, diyecek ki, "Gel bakalım, iki masa iki elden düşme Mac, bir de sadece 3 aylık kursa gidip ben art direktörüm diyen grafikerle olmaz bu iş." Sektörün denetlenmesi gerekiyor artık. Ajans açmak için çok yüksek standartlar konmalı. İşin kötüsü, sadece bu ajans değil, kulağıma daha başka ajansların da böyle bir hafta işlerini yaptırıp sonra insanları gönderdikleri duyumları geliyor.
Bahsettiğim ajans, benden önce de çok kişinin canını yakmış ama ben bunu oradan cuma günü giderken çalışan birisinden öğreniyorum.
Ajansın sözde patronu bana, büyümek istiyoruz, yeni müşterilere gideceğiz. Sizden güzel işler bekliyorum diye gaza getirmeye çalışmıştı. İlk başta garip geldi bütün bu söyledikleri. Ama sonra nedense insanın hoşuna gidiyor böyle heyecanlı insanları görmek. Ama maalesef adam yolunu iyi bulmuş. Büyük ajanslardan başvuranları görünce çok seviniyormuş meğerse. İlk önce bana söylediği bu cümleleri onlara da söylüyormuş. Sonra insanlar diğer işlerini bırakıp oraya gelince başlıyormuş yapılan işlere ağız yüz etmeye... Aynı bana yaptığı gibi. Benim de sunduğum işleri ilk önce beğenip sonra kabul etmyiyor ama sonra nedense tamam diyordu. İnsan bu tutarsız davranışlarına anlam veremiyor. Ama cuma günü Ortak Defter'den bir arkadaşımızın oraya iş görüşmesine geldiğini görünce jeton düştü. Allahtan o arkadaşı geri çevirebildim. O üzülmeyecek en azından.

Şimdi gereken her şeyi yapacağım. Bütün yasal haklarımı kullanacağım sonuna kadar.

Ve umarım, bundan sonra hiç bir meslektaşımın başına gelmez böyle şeyler.

Serhat Bayram, çok teşekkür ederim. Yasal süreç başlayana kadar malum ajansın ismini söylememem gerekiyor sanırım. Basın bültenleri hep işe yarar diyebileceğim şimdilik. :) Çok sağol.

Hepinize ayrı ayrı, tekrar teşekkür ediyorum.

27 Mart, 2007 21:37  
Blogger Ahu Serap Tursun said...

Çok üzüldüm arkadaşım. Dilerim bu yaptıkları yanlarına kalmaz...

28 Mart, 2007 17:45  
Blogger Kağan İşmen said...

Öncelikle geçmiş olsun Çağlayan!
Ben Bilgi'de 5 yıldır öğrencilerime gönüllü olarak bu konuda danışmanlık yapıyorum.

İyi bildiğim, asla onlara hayır gelmeyeceğini düşündüğüm, hatta üzüleceklerini bildiğim ajansları açık açık söylüyorum. Gitmeyin, çalışmayın diyorum. Çok danışan oluyor ve sakın gitmeyin dediğim de çok oluyor ne yazık ki.

İyi kötü 19 yıl oldu bu sektörde, çok şey birikti.
Anlatacak çok hikaye var:)
Bu konudaki bilgi ve deneyimlerimi de, hepinizle seve seve paylaşırım.

Çürük elmaları temizlemek için belki yeterli olmayabilir böyle kişisel girişimler ama, akmasa damlar:)

RD'ye, RV'ye de çok söylenmeyin! Keşke her şey düşündüğünüz kadar kolay olsa. Bu durumu denetlemek sanıldığı kadar kolay değil. Ancak RD'ye üye olmak için başvurması gerekiyor ajansın. Ancak o zaman gidip inceleyebiliyor RD ajansları. Bir kusur görürse de, üyeliğe kabul etmiyor. Bu durumda en iyisi, RD Üyesi ajanslara öncelik vermek iş konusunda.

Bu bahsi geçen ajans RD üyesi ise, rahatlıkla şikayet edebilirsiniz ajansı. Üyeliği tekrar gözden geçirilebilir bu durumda.

Sevgiler herkese

Kağan İşmen

28 Mart, 2007 17:50  

Yorum Gönder

<< Home