Pazar, Ekim 01, 2006

Öldüm mü?

Aradığım kişi en başından beri ulaşılamaz gelmiş bana.Şimdi ulaşamamışım çok mu...Yalnızlık ikliminde ilerliyor bedenim gözleri ağlamaklı.Kussam çıkarır mıyım içimdekileri, yoksa sezaryenle mi aldırmalı gebe olduğum ölümü...Kendim bile terketmişken beni, ben kime sığınabilirim ki?Kapatmış kapılarını kalbimin sığınma evleri, eylem hazırlığında yine düşünce balonları ellerinde dövizler. "Terk et bizi" diye bağırarak geziyorlar arka sokaklarında üzüntümün.Bense sadece biber gazı sürebiliyorum ağızlarına bir suni teneffüs zilinde.Kış mı geldi? Yoksa ayaklarımın üşümesi ölümden mi bilinmez.Çıkmıyor ayak izlerim arkada, aynada da aksim yok...
BEN

3 Comments:

Blogger Çağın Türker said...

Merhaba, önceki yazıya yorum yapmaya çalışırken yanlışlıkla sildim bu yüzden tekrar yayınladım yazıyı düzelterek.Yalnız söylemek istediklerim var onları burada söylemek istiyorum.Buraya yazı koymamın başlıca nedeni, yazılara yapılan yorumlar ve bunlar sayesinde kendimi geliştirebileceğimi düşünmemdir.Burada sektörün duayeni pek çok insan var ve onlardan birşeyler öğrenmek istiyorum.Ancak daha siz kendi aranızda anlaşamazken ben hangisi doğru hangisi değil nasıl anlayabilirim?Yani gerçekten kafam karışıyor.Haluk bey farklı söylüyor ve Şahin bey farklı ama hangisi gerçekten doğru olan ve hangisini uygulamalıyım?
Ve bir şey daha var.İmla konusunda ki yorumlar için teşekkür ederim.Ama neden yazının üslubu,anlattıkları ya da nasıl bir yazı olduğu hakkında kimse yorum yapmıyor.Bunu da öğrenmek isterim mümkünse.
Bana bu kadar katlandığınız için teşekkür ederim:)Ve öğrettikleriniz için

01 Ekim, 2006 17:44  
Blogger Haluk Mesci said...

Çağın,

Şimdiye kadar hiç yapmadığımız bir şeyi yapacağım ve sana, Ortak Defter'e bir süre yazı koymamanı; bugüne kadar yazılanları dikkatle okumanı önereceğim. Hatta bunu senden özel olarak isteyeceğim.

Çünkü, gençlik, deneyimsizlik, hızlı yazmak gibi nedenlerle çok çok hata yapıyorsun ve düzelttim derken yazdıkların da düzeltilenlerden hiç aşağı kalmıyor.

Biraz dinlen.

Yazdıklarının üslûbu konusunda söylenecek çok fazla bir şey yok ne yazık ki. Dost acı söyler, ben de öyle söyleyeyim: Genellikle, bilinç akışı hızıyla, bunalımlı yazılar yazıyorsun şimdilik. Daha sakin, daha dikkatli, daha düşünceli yazarsan ve yazdıklarını dikkatle elden geçirerek, düzelterek yazarsan, çok daha iyi bir yazar olacaksın.

Bir süre yazma derken, yazı yazma demiyorum: Mutlaka yaz ve yazdıklarını sakla. Ama Ortak Defter'e ne koyduğun konusunda biraz daha seçici ve titiz ol. Lütfen.

01 Ekim, 2006 21:35  
Blogger Maksude Kılınç said...

Çağın yazdıkların güzel ama dikkatsiz yazışlara takılan bizler için içerikten çok biçim öne çıkıyor ve uyarılarımız başlıyor.

Daima yazdıklarını dinlendir. Sana söyleyebileceğim en önemli şey bu.

Heyecana gelme, yazdıktan sonra bir süre dinlendir ve yeniden oku. Ama bu kez bakışın Çağın gibi olmasın, yabancılaş ve eleştirel bir gözle bak.

Dil kuralları ile ilgili uyarıları da asla gözardı etme. Hatta kendine acil olarak, önceki sohbetlerimizde dile getirdiğimiz kitapları al ve oku.

02 Ekim, 2006 11:55  

Yorum Gönder

<< Home