Salı, Aralık 05, 2006

Reklamveren-Basın Özgürlüğü İlişkisi

Duydum ki ülkenin birinde, büyük bir reklamveren "özgür olduğunu iddia eden bir kanalda", "bir daha sana reklam vermem" diyerek canlı yayını kestirebiliyor, istediği programı yayından kaldırtıyormuş... Tüm bunları da ülkesinin güzide bir kulübünün yöneticiliğini yaptığından kulüp aleyhindeki yayınları durdurmak amacıyla yapıyormuş. Hiç hoş değil. Hatta sırf bu yüzden rakip taraftarlar o reklamverenin ürünlerini boykot etmek için mail trafiğine başlamışlar... Her şey ne kadar tuhaf!

8 Comments:

Blogger Nurettin Yay said...

Galatasaray yöneticileri, yazarları spor kulübü olmaktan çok tarikat gibi çalışıyolar artık.

06 Aralık, 2006 11:53  
Blogger Emrah Doğu Akay said...

Yayın kesilmesiyle ilgili olarak bahsi geçen kulüp Fenerbahçe. Bu anlamda yanılıyorsunuz. Kaldı ki yazı, futbol geyiği yapmaktan öte, kapital sahiplerinin basın özgürlüğüne müdahaleleri ile ilgili.

06 Aralık, 2006 13:53  
Blogger Nurettin Yay said...

Hoş değil bu polemikler ama yine de size yanıt vereceğim. Cahillik bu ülkenin en büyük sıkıntısı haline gelmeye başladı. Duyduklarınıza göre büyük bir reklamveren "bir daha sana reklam vermem" diyerek tehdit etmiş bir kanalı. Kimden duydunuz?
Kaldı ki bu büyük reklamverenin babası Beşiktaşlıdır. Oğullar babalar farklı takımlar tutabilirler ama büyük markalar duygularıyla hareket etmezler. "Taraftarlar o reklamverenin ürünlerini boykot etmek için mail trafiğine başlamışlar." diyorsunuz. Binlerce çalışanı arasında bir anket mi yapıldı, hepsi Fenerbahçeli mi çıktı! Kime zarar vermek isteniyor? Kapital sahiplerinin basın özgürlüğüne müdahalesinden bahsediyorsunuz, bu ülkenin gazete patronlarının elindeki yayın organlarını ne için kullandıklarını iyi bilmek lazım. Kaldı ki bu Ortak Defter'i ilgilendirecek konu değil, fanatik taraftar siteleri bunları bol miktarda dile getiriyorlar. Lütfen dogmatik bilgilerinizi her platforma taşımayınız.

06 Aralık, 2006 14:36  
Blogger Emrah Doğu Akay said...

Polemikler hoş değil evet. İddialar gerçek olmasa bile bu bir tartışma başlığıdır. Birinci yorumunuzda ne yazdığınızı tekrar okuyun, ondan sonra bana istediğiniz kadar "dogmatik bilgilerinizi her platforma taşımayın" uyarısı yapın.

06 Aralık, 2006 15:06  
Blogger Ayşe Tüzel said...

Ortak Defter'i ilgilendirecek konu değil mi? Sizce büyük bir reklamverenin basın özgürlüğüne müdahale eder tavrı, söylenti olsa bile bizim konumuz değil mi? Hatta dün e-posta kutuma düşen, son derece organize ve ciddi bir şekilde hazırlanmış Koç Grubu Ürünlerini Protesto mesajı da mı konumuza girmez... Siz nerede yaşıyorsunuz allahaşkına! Popüler kültürden beslenen, halkın nabzını tutan önemli bir meslek grubunun üyeleriyiz biz...

Burada konuşulması gerekenin ne olduğunu Emrah çok net anlatmış... "Ne tuhaf şey.." diyerek de bitirmiş ki olayı farkedelim, düşünelim, yazalım diye...

Söz konusu futbol kulübünün ismini dahi vermeden, tamamen olayın bizi (ortak defteri) ilgilendiren boyutuna el atmış. Ancak karşı görüş heyecanına kapılan siz, işi, kulüp adını da anarak bir "futbol geyiğine" çevirme girişimine kalkıştınız.

Yapmayın. Taraftar kimliğinizi bir yana bırakıp, "Reklamcı" şapkanızla bir daha okuyun Emrah'ın yazdıklarını.

06 Aralık, 2006 15:17  
Blogger Nurettin Yay said...

:) Ortak Defter, fikirlerde "Ortak", söylentiler ve dedikodular üzerine de "Defter" niteliği taşımıyordur umarım.

06 Aralık, 2006 15:56  
Blogger Maksude Kılınç said...

Gerçekten her şey ne kadar tuhaf!

07 Aralık, 2006 10:51  
Blogger Çağlayan İbiş said...

Hırsızın hiç mi suçu yok?
Peki hırsız herkes ise!

Özgürlüğün kısıtlanmaması için özgür basının özgürlüğüne yakışır şekilde yayınlar yapması gerekmez mi? Yayın esnasında kadınların öldürüldüğü/dövüldüğü kadın programları, bu ülkedeki bir çok insanın çabuk gaza gelebileceğini düşünerek veya düşünmeyerek futbol fanatiklerini hemen gaza getirmeye çalışan futbol programları, mafya dizileri- kendi insanının fakirlikle mücadele ettiğini ve onu kendi kaderi olarak gördüğünü bile bile insanların çalışmadan kolay yoldan zengin olabileceklerini düşündürten zengin aile dizileri, gerçeklikten hatta ve hatta dünyadan tamamen uzak bir yayın anlayışı, artık posası bile kalmamış magazin haberleri, köşe yazarlarının sadece birbirleriyle atışmaktan ve kafelerde kavga etmekten başka bir şey yapmadıkları gazete yayınları, bunları göre göre geleceğini düşünmeden sırf kendi çıkarları için reklamverenin ısrarla reklam vermesi, yine kendi çıkarlarına uymadığı zaman basını reklam vermemekle tehdit etme noktasına kadar gelebilmesi...
Gerçekten her şey ne kadar da tuhaf!

07 Aralık, 2006 11:19  

Yorum Gönder

<< Home