Cumartesi, Aralık 09, 2006

7 Comments:

Blogger Can Yücel Metin said...

Günlerdir kimsenin yorum yapmamasına şaşmamalı. Böylesine kusursuz bir görüntüye karşı söylenecek tek söz yok. İstanbul'u tanıtan bir ilan yap deseler, hangi başlık, hangi metin bu etkinin yanına yaklaşabilir merak ediyorum.

12 Aralık, 2006 13:54  
Blogger Burak Kargın said...

Bu yıl RYD'nin sadece üniversite öğrencilerine yönelik düzenlediği yaratıcılık performans yarışması olan 'Dersarası' adlı yarışmada ilk konu; İstanbul'un 2010'da Avrupa Kültür Başkenti seçilmesi ve bizden istenen; İstanbul’un kültür kentleri arasında en yüksek kültür mirasına sahip ve AKB’ler arasında en önemlisi olduğunu vurgulayacak bir ilan çalışması yapmamız.

Can Yücel, o halde bu görseli alıyorum ve altına 'İstanbul'un altına yakışacak başlık ve metin bulamadık.' yazıyorum.

Ne dersin Haluk Abi, iş yapar mı? :)

12 Aralık, 2006 18:12  
Blogger Çağlayan İbiş said...

Bingo! :)

12 Aralık, 2006 18:44  
Blogger Burak Kargın said...

Yann Arthus Bertrand'ın sitesine girdim ama flash olduğu için sanırım, sorun verdi, inceleyemedim.

Fransızca,İngilizce ve İspanyolca seçenekler var. Fotonun altında 'İstanbul'da Kutsal Sofya Kilisesi, Türkiye' yazıyor.(Yanlışm varsa düzeltin,İtalyanca mı?)

İstanbul için de fırsat buldukça Constantinople ya da Constantinopolis gibi kendilerince isim vermektedirler. Böyle şeylere gerek yok! Neyin ne olduğu apaçık değil mi fotoğrafta?

Haluk Abi'nin fotoğrafı koyma nedeni de bu olsa gerek...

12 Aralık, 2006 19:08  
Blogger Haluk Mesci said...

Herhangi bir amaçla koymadım. Bunun içinde bulunduğu kümede, dünyanın başka noktalarının benzer güzellikte fotoğrafları da vardı. Bazen kendi çevremizdeki güzellikleri, derya içre mahiler örneği, görmeyiz ya o yüzden koydum.

Lafı Ortak Deftere de getireyim: Bir gün ortadan kalkıverse, kimler özleyecek ki?

13 Aralık, 2006 15:54  
Blogger Maksude Kılınç said...

İzninle bu dediğine hobaaaaa! diyorum Haluk. Nereden çıktı şimdi bu? Olmaz öyle şey. Deftersiz yazar olmaz arkadaş.

Biraz, "gitmesek de gelmesek de o köy bizim köyümüz" gibi oldu ama olsun işte. Defter bizim, elletmem.

13 Aralık, 2006 18:11  
Blogger Murat Kaya said...

Ortak Defter'in ortadan kalkması için, "yazarlarının" ortadan kalkması gerekiyor.

İki yazar kalana kadar, "yazarlar" tabiri doğrudur diyebiliriz.

"Yazarlar" sözcüğü en az iki yazarı karşılamaz mı?

Bu cadde Maksude Hanım'ın bahsettiği "deftersiz yazar olmaz" bulvarına çıkan caddelerden yalnızca bir tanesi. Daha çok cadde ve sokak var.

14 Aralık, 2006 17:24  

Yorum Gönder

<< Home