Cuma, Mart 03, 2006

hava düzeliyor sanki?

aceleci ağaçlar gibi bir ara dökeceğim yapraklarımı sanırım, ama hava düzeliyor! mart istediği kadar baktırsın kapıdan, vız gelir... uyanmaya başlamışım...
yalnız içime bir kurt düştü... düzelen hava aklıma "rakı-balık" getirdi ama ben hiç rakı-balık yapmadım şimdiye kadar... neredeyse "toplanalım, yemek yiyelim" diyeceğim ama demiyorum...
bunun yerine bana görüntüsüyle, muhabbetleriyle, hatta mezeleriyle bir rakı-balık masası anlatsanız, hepimizin ağzı sulansa? bakarsınız yemek projesi bile kendiliğinden çıkar ortaya...

5 Comments:

Blogger Ender Emiroğlu said...

Nar gibi kızarmış istavrit masanın tam ortasında. Beyaz peynir tam yağlı, bembeyaz tabağın içinde yanı başında. Kocaman bir kayık tabakta, roka, marul, tere, maydanoz, bol limonlu, güzel tuzlu, sızma zeytinyağlı yeşil salata balığın yanıbaşında. Eskisinden ve gerçeğinden Tekirdağ rakısı. Tekel'inkilerden. Güzel bir beyin salatası küçük bir tabakta, bir parça gerdan, belki billur da bir tabakta, kalamar tava, pancar turşusu, bostana, haydari, aman aman aman. Oy oy oy!

03 Mart, 2006 19:08  
Blogger Ayşe Tüzel said...

Dahası rakının ahbabıdır (başka bir şeyi aslında ama buranın adabına uymaz yazmayayım) derler ciğer de sofrada. Usulünce pişirilmiş, yarenlik etmeye felmiş muhabbete.

04 Mart, 2006 13:21  
Blogger Tansu M. Gülaydın said...

Rakı:
Dikeydir rakı. Öylece, mağrur durur. Masada. Sudur yanındaki.
Şişe suyu duruşuyla meşhur.
Üzerinde buğu izleri.

Balık:
Yataydır balık. Üzerinde verevine mangal izleri.

Meze:
Mezedir. Üzerinde çatal izleri.

04 Mart, 2006 16:34  
Blogger Ender Emiroğlu said...

Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.

05 Mart, 2006 13:18  
Blogger Ender Emiroğlu said...

sohbet de gözlerle öpüşerek devam eder, esriktir, sarhoştur, güzeldir, güzelizdir.

kavun da vardır ya kenarda, öyle durur.

sokağın acelesi ne kadar çoksa, masanın acelesi hiç yoktur, yavaştır, hızlı olunursa rakı bozulur, su da, balık da.

rakıya su katılmaz, buz koyulur, sohbete su katılmaz, gerekirse susulur.

herkes çıplaktır, soyunur, soyunulur.

rakı bitmeden masadan kalkılırsa, bütün balıklar boğulur.

şişenin suyu da çıkartılır ilerledikçe, bir kürdan yardımıyla, sıkarsın rakı şişesinin suyunu da çıkartırsın, iki damla da iki damladır, yüz damlaya kadar çıktığı olur.

birayla cila kalkmadan hemen önce olur. adabıysa, yerindeyse, hep gittiğin bir yerse yollukların da gelir, bir tek. duble değil tek!

masadan kalkarken herkes herkesle, herkes kendiyle ve kentiyle dosttur!

05 Mart, 2006 13:31  

Yorum Gönder

<< Home