Pazartesi, Şubat 13, 2006

Bu kadar olur...

Hepimiz biliyoruz ki aslında yaptığımız iş eğlenceli, zevkli olduğu kadar da stresli, yorucu. Türlü türlü zorlukları var. Şikayet etmek yerine baş etmeye üstesinden gelmeye, karanlığa küfretmek yerine mumlar yakmaya çalışıyoruz. Buraya kadar eyvallah. Peki çalıştığınız ajansla aynı binada bir sinema varsa ve bu sinemanın yöneticileri boya badana yapmaktaysa, ortalık ölümüne tiner, boya vs kokmaktaysa, üstelik siz zemin katta penceresi bile olmayan bir odada çalıyorsanız işte o zaman vay halinize.. Hepsinin üzerine tuz biber ekiyor vallahi bu durum. Belki de ortak deftere yazılacak kadar mühim bir konu değil ama insan kendi kendine şunu diyor: Sıkıntımız, stresimiz, işlerin yoğunluğu yetmiyordu bir de bu koku çıktı başımıza. Allahım bunu hak edecek bir kötülük mü yaptık acaba? Bu kadar mı kadersiz, talihsiz insanlarız biz? Ahh ah!

2 Comments:

Blogger Vahide Tandelen said...

Önder Bey,

Tinerin üzerinizdeki etkisini göz önünde bulundurursak, neden yazdığınızı sorgulamaya gerek yok.

13 Şubat, 2006 13:51  
Blogger Ceylan Pojon said...

Ben de bu yaz klimasız ortamda çalışamazken ve sıcaktan şuurumu yitirmişken aynı şekilde sadık dostum ortak defter'e dert yanmıştım terrrrr içinde. Olur oyle...

17 Şubat, 2006 17:22  

Yorum Gönder

<< Home