Pazartesi, Ocak 30, 2006

Reklam Fıkraları

Ortak Defter'in arşiv özelliğini de göz önünde bulundurarak...

Reklam fıkraları konusu geldi aklıma geçenlerde. Çoğu ilimizin, bazı mesleklerin fıkraları var da neden "reklamcılık fıkraları" yok mesela?

Kendim için yazdığım birkaç reklam fıkrası oldu şimdiye kadar, üç yıllık çalışma hayatımda. Mutlaka diğer arkadaşların da aklına gelmiştir fıkralar diye düşündüm sonra. Mesela sayın Tansu Gülaydın'ın "sefa geldim" post'unu okuyunca, "mutlaka geliyordur hepimizin aklına reklamcılığa dair fıkralar" cümlesini kafamda daha sık sarf etmeye başladım.

"Reklam yazarının biri bir gün..." diye başlayan fıkralar ya da "Sanat Yönetmeni'nin biri bir gün..." diye girişi olan veya "Kreatif Direktör'ün biri bir gün..." şeklinde giriş yapan fıkralardan bahsediyorum.

Kendi birkaç fıkramı paylaşayım burada. Sonra Ortak Defter'in "arşiv" özelliğini de kullanarak, post arka sayfalara bile düşse yeni yorumlar girebilir diye düşünüyorum. Bir gün bakıp da gülmek için. :)

Puanlı bir nevresim takımı için ilan hazırlanacakmış. Art Director, oturup görsel olarak kullanılacak fotoğraftaki tüm puanları Photoshop'la yok etmiş. Sonra arkasına yaslanıp, bir gözü ekranda; "Böyle daha sade olmadı mı?" diye sormuş.

Sevgili Sanat Yönetmenlerimiz gücenmesinler, fıkra bu. Üstelik sizler Sanat Yönetmenisiniz, fıkradaki ise Art Director. :)

Bir tane de "reklam yazarının biri bir gün.." fıkrası:

Reklam Yazarının biri bir gün, Cannes'da ödül alan çalışmalara bakıyormuş. Almanya'dan katılan bir diş macunu ilanını incelerken kendi kendine mırıldanmış:
"Aceleye getirmişler herhalde bunu."
Dikkati dağılmış. Yanındakine dönüp sormuş:
"Hey Kleinzeit, gördün mü bu ilanı?"

Eminim, hepimizin aklına geliyordur böyle şeyler. Yazmaya ne dersiniz? Belki dünyanın ilk Reklam Fıkraları Antolojisi, Türkiye'de yazılmış olur. Güzel olmaz mı?

9 Comments:

Blogger Murat Kaya said...

Araştırmacı-Gazeteci-Yazarcının birisi bir gün, Tayvan'da bir ajansa baskın düzenler.
"Burada sağlıksız koşullarda, küçük çocuklarla, bir takım ucuz reklamlar üretiliyormuş.. Ne düşünüyorsunuz acaba?" diye sorar.

Bir güzel pataklayıp, atarlar dışarı.

01 Şubat, 2006 16:12  
Blogger Murat Kaya said...

Bir müşteri temsilcisi, bir Reklam Yazarı ve bir Sanat Yönetmeni önemli bir sunuma yetişmek üzere ajanstan çıkmışlar.

Müşteri Temsilcisi, yoldan bir taksi çevirmiş. Önce kendisi binmiş ardından yazar arkadaşımız. Tam Sanat Yönetmeni de binecek iken ayağına bir şey takılmış. Bir de bakmış, bir şarap şişesi. Mantarı açtığı gibi şişenin içinden cin çıkmış.

"Dile benden ne dilersen! Hepinizin tek dilek hakkı var" demiş.

Sanat Yönetmeni, "Beni Kanarya Adalarına götür. Orada resim yapıp kızlarla takılacağım" demiş.

Puff! Yok olmuş.

Reklam Yazarı; "Ben de Hawaii'de kumsalda oturup romanımı yazmak istiyorum" demiş.

Puff! Yazar da yok olmuş.

Sıra gelmiş MT'ye.

"Sunuma geç kalıyoruz. Çabuk o iki arkadaşı geri getir" demiş.

NOT: Bu fıkra sayın Ayşe Tüzel tarafından dikte ettirilmiştir. Siz de fıkralarınızı yazdırmak isterseniz mail atabilir, sms gönderebilir ya da "comment" linkine tıklayabilirsiniz :)

Fıkranın devamı: Şoför "Hani bana, hani bana" demiş.

02 Şubat, 2006 01:01  
Blogger Haluk Mesci said...

: )
Kusura bakmayın ama eleştirim var ! Murat Kaya 'reklam fıkraları' konusunu (proje ?) ilk anlattığında, bendeki izlenim, bunların özgün olarak yazılacağı idi. Ama şu ana kadar yazılanların büyük bölümü hep bildiğimiz şeyler.

Belli formatları, Türkçe yazıp tekrarlarsak ayıp olmaz mı ?

Fark etmez yav, azıcık gülelim diyorsanız, o zaman başka.

Burada iyi malzeme var örneğin :
http://www.biz-community.com/Jokes.aspx?l=196&c=12

Soru : Bir ampulü değiştirmek için kaç reklam yazarı gerekir ?
RY'ler : Hiçbir şeyi değiştirmiyoruz !
Soru : Bir ampülü değiştirmek için kaç sanat yönetmeni gerekir ?
SY'ler : Değişecek şeyin illa ampül olması şart mı ?

Bence kendimiz yazalım. Ha, bir yerlerdeki bir şeylere benziyorsa yazdıklarımız, o zaman cadı avcılığına soyunuruz, fena mı olur ? Hehe.

02 Şubat, 2006 07:15  
Blogger Murat Kaya said...

Haluk Abi, ben şimdiye kadar yazdıklarımı "kendim buldum" sanıyordum.. Yoksa bilinen şeyleri bir daha mı bulmuşum?

02 Şubat, 2006 13:13  
Blogger Haluk Mesci said...

Eee, şey, cinli fıkrada Ayşe seni kandırmış mesela...

02 Şubat, 2006 14:29  
Blogger Murat Kaya said...

:)Cinli fıkranın, reklamcıları içermeyen versiyonunu biliyordum. "Yazdıklarım" dediğimde, bu fıkra istisna idi...
:)

02 Şubat, 2006 15:25  
Blogger Murat Kaya said...

Günün birinde dört Reklam Yazarı ıssız bir adaya düşmüş... Nasıl olup da bir araya geldiklerini düşünmekten ayağa kalkmayı bile unutmuşlar.

02 Şubat, 2006 15:33  
Blogger Ayşe Tüzel said...

Aaa itirazım var! Vallahi kandırmadım billahi kandırmadım :) Ben bunun bildik bir fıkranın uyarlaması olduğu söyledim Sevgili Murat'a... O da gülmekten unutmuş not düşmeyi baksanıza :)

Ama gerçekten yakışmamış mı MT'lere bu fıkra?

Aşkolun yani.
Şaka bir yana bu aralar gülmeye gülümsemeye en çok ihtiyacı olanlardan biri olarak epey eğlendiğimi söyleyeyim. Özellikle Sevgili Haluk Mesci'nin yolladığı linkte matrak sözler var. İnceleyin derim.

02 Şubat, 2006 20:08  
Blogger Haluk Mesci said...

Murat Kaya bir gün, 'yahu niye kimse fıkra yazmıyor ?' diyecek olmuş.

Reklam yazarları 'deadline daha gelmedi ki, son gece mesai yapar yazarız' demişler...

08 Şubat, 2006 20:32  

Yorum Gönder

<< Home