Cuma, Eylül 30, 2005

Bir reklam yazarı REM'in kapısına dayanmış... İçeri almamışlar !

Evrim Gürel arkadaşımız, [Kimsenin Ismarlamadığı Projeler blogunda da yer alıyor], Reklam Yazıları ortamını galeyana getirmek için bire bir bir yazı göndermiş Reklam Yazılarına :

"EKİ BU KONUDA NE DUSUYORSUNUZ?
(tum ozel isimler, ruh hali dolayisiyla bilerek kucuk yazilmistir)

reklamcilik vakfinin kapisindaki guvenlik gorevlisinin kapisina gelen bir reklam yazarini iceri alMAMAsi, (bu emaili yazmadan once haftalarca susup dusundum!) hatta yukari cikip izin istemesine dahi engel olmasi konusunda ne dusundugunuzu cok merak ediyorum!

bir daha ki sefere yine randevu almayip bu kez "maden iscisi" kiliginda kapiya gidicem. yok olmazsa, "mafia babası" kiliginda. buyuk olasilikla, o kiliga tum kapilar acilacaktir. olmazsa; alnima para yapistirip mi gitsem?

tum dunyada insanlar ve kurumlar, daha samimi olmak (en azindan oyle gorunmek), seffaf olmak, kolay iletisim kurulabilir
olmak gerektigini fark edip kurumlarini samimilestirirken, kapilarini acarken ben "fransiz kulture, kolayca ve rahatca girerken "ya da "mimarlar odasina", baska bir yigin vakfa rahatca girerken???

nasil oluyor da??? bizim sektorumuz icin, bizim icin ve bizlerden dolayi var olduğunu sandigim (artik yanildigima eminim!) bir kurumun kappisindaki guvenlik sirf randevusuz geldim diye beni alMIyor?! BENI DEGIL, NASIL RV'inin guvenlik gorevlisi
reklam yazarini iceri almiyor?

hani dileyince kütüphaneyi kullanabilirdik! ooooo ne güzel!

:)

evrim
"zaten bende de essek şansi vardir!" (tek s ile)"


-----


Konuyla ilgili olarak, Reklam Yazılarına, şunu gönderdim ben de az önce :

"Allahım ne sağırlar diyalogu ! Ne yol yordam bilmeden habbeyi kubbe yapanlar kalabalığı ! 6-7 Eylül olaylarının çıkışına -ya da örgütlenip habersiz saftoronlara gazlanmasına- benzeyen bir hezeyan dalgası başlamadan lütfen herkes dikkatle okusun, yalvarıyorum !

Ne demek, 'bir reklam yazarı içeri nasıl giremez ?' Ne demek, 'güvenlik görevlisi beni içeri almaz ?'

Gidin kapıya dayanan benim. Talepkar olun, kütüphaneyi görün, diyen benim.

Ama allah için durun ve düşünün : Derdinizi iyi anlattınız mı ? Yoksa 'Uop ! Paldır küldür girerim ben...' havalarında daldınız mı ?

Orası bütün sektörün. Orası adı üzerinde Reklam Merkezi. Randevu ancak belli bir kişiyi görmek üzere gidilirse alınır. Yani randevusuz da gidilebilir. Ama kabul edersiniz ki, bazı kurallar olabilir. Örneğin kütüphanenin belli günlerde okumaya açıldığı bilgisi yeni geldi. Örneğin o gün eğitim olabilir. Örneğin orası sektörün aynı zamanda mesleki idari
gruplarının çalıştığı katlardan oluşuyor, kime, nereye, ne için gittiğinizi iyi söylemek-anlatmak gerekebilir.
Örneğin duvar bitişik binada 'rip-off' yani esinlenilmiş bir faaliyetin merkezi var, oraya gittiğinizi düşünmüş olabilirler mi ?
Güvenlik görevlisi arkadaş Dernek-Vakıf görevlileri kadar etraflı düşünen, diplomatik olabilen biri olmayabilir.

Durduk yerde kavga çıkarmanın gereği yok.

Bazı şeyleri yanlış anlattıysam herkesten özür dilerim ama hiçbir zaman da oranın yol geçen hanı olduğunu da ima etmedim.

Kapıya gidip, ben şu şu işle meşgulüm, sektörün çok lafı geçen merkezini görmek istiyorum dense, eminim yol yordam anlatılabilir. Sosyetenin sık gittiği yerlerdeki kapı muhabbeti yapılmadığını adım gibi biliyorum.

Ne olduğunu, nasıl olduğunu tam anlamadan, karşılıklı dinleşmeden karara varmayın, ipleri filan koparmayın.

Flash mob'u bu kadar geciktirdiğin için sen bizzat suçlusun Cem [Argun] ! Senin peşini bıraktığım için ben de suçluyum. Ama Derneğinizin Vakfınızın merkezine bu kadar uzak ve duyarsız olmaktan ötürü -başına bu iş gelen genç arkadaşımızdan daha çok- ey siz daha deneyimli, birkaç senelerdir bu sektörde olup sadece ve sadece buralarda yazı yazmayı bir şey sanan öteki arkadaşlar sizler de suçlusunuz. Kristal Elmadan Kristal Elmaya eleştiri yazmaktan başka bir çalışmaya el vermeyen herkes, hepiniz suçlusunuz. Oy vermeyen, ama seçim sonuçlarını beğenmeyen seçmenler gibisiniz... Sandığa gitmemek, ama sonuçları kabul etmemek böyle bir şey.

Şimdi gelin, Cem'in önerdiği flash mob'u yapalım. Bakalım kaç kişi gelecek. Cem sen yöntemi anlat. Saat söyle. Kılık söyle. Ruh söyle. Önce nerede toplanılacak, ne yapılacak, belirle. Bakalım ne olacak. Ya devlet başa, ya kuzgun leşe.

Bir sektör ona sahip çiktığınız ölçüde sizin arkadaşlar. Kennedy'nin klasikleşmiş, klişeleşmiş lafı geçerli : Dernek benim için ne yaptı demeyin, siz Dernek için ne yaptınız ona bakın. [Derneğin ne olduğu, ne olmadığı, neye hizmet ettiği için dolaylı
da olsa -aslında doğrudan- sizlere hizmet ettiğini anlamanız çok hayati...]

Haluk abi gene esmiş diyenler çıkacak adım gibi biliyorum. İsteyen herkesle ama yüzyüze olmak şartıyla, bütün bunları konuşmaya ve tartışmaya hazırım. İsterseniz, Derneğin, Vakfın en yetkili yöneticilerini liderlerini de davet ederiz.

Yeni bir 'poll' düzenleyip, gerçek hayatta da toplanalım mı toplanmayalım mı, bakmanın ötesine geçmek gerekiyor. Ey millet, siber uykularınızdan uyanın. Yoksa gerçek hayatlarınız komada kalmaya devam edecek.

Sevgiler.
Haluk Mesci.

2 Comments:

Blogger reklamci said...

benim nezdimde iki yönlü bakmak gerekir bu duruma..Birincisi, hani benim demem bir garip olacak ama, yeni jenerasyonda böyla bir "istiyorum, hemen istiyorum, şimdi istiyorum, benim istediğim şekilde olsun istiyorum" durumu var, bu çok açık...Benzer Yaklaşımları sıklıkla görebiliyoruz çevremizde. Diğer taraftanda, vakfın gerçekten sektör çalışanlarına karşı bir "uzak duruşu" sözkonusu. Yani bunu böyle yapmaya çalışmıyor, allah için günah almayalım, ancak hakikatende böyle bir durum mevzu bahis. Öncelikli olarak sanırım yapılması gereken bi "aradaki buzları" kırmak zira bu buzlar görüşümüzü bulanıklaştırıyor, bir ön yargı oluşturuyor ve buzun arkasında duran fok balığını beyaz balina sanabiliyoruz. Biraz fazla metafora bulandı banki ortalık, ancak burada arkadaşımız gitmiş, görememiş ve gelmiş. Belki de haklı tarafları vardır kendi açısından, ancak burada okuyunca gerçekten de bir ani tepki, fevri tutum var gibi. Belki de detaylara çok girilmediğinden böyle bir kanıdayız. Bu mesafeye gelecek olursak da, evet HM tarafından çok kereler vakıfa ziyarete gitmemiz, kütüphanesinden yararlanmamız bize önerilmiş ve birçoğumuzda "A evet, hakikaten neden gitmiyorum?" demiştir. Ancak acaba kaç kişimiz gitmiştir? Ben kendi adıma çok niyetlendiğimi ancak nedense bir türlü ayaklarımı o istikamete çekemediğimi belirtmek isterim.
Belki "yeni jenerasyon" kadar biraz bu tarafın sorununa da müdahele atılmalı. Herkes vakıfla ilgili varsa sıkıntısını dile getirse belki olayı aşmamız, araştırmamız daha rahat olacaktır.
" Flash mob" konusunda ise özürlerimle bildirmek isterim ki bilgim yok, o sebepten herhangi bir yorum da yapamayacağım :)

Sevgiler

04 Ekim, 2005 09:55  
Blogger destan said...

Gittigimde bana kapanacak ya da geri cevircek bir kapi, benim kapim degildir. Seffaf degildir, beni iplemiyordur.

04 Ekim, 2005 13:32  

Yorum Gönder

<< Home