Salı, Şubat 14, 2006

Gel de öfkelenme...

Herkese selam. Beni de aranıza alma inceliğini gösterdiğiniz için teşekkür ederim.

Haluk, Ortak Defter’e benim de bir şeyler yazmamı önerdiğinde, "Çok öfkelendiğim ya da kendimi yetkili ve yetkin hissettiğim zaman elbette..." yanıtını vermiştim. Herhalde son günlerde öfkelenecek çok şeyle karşılaştığım için "çok öfkelendiğim zaman" diye başlamışım söze. Bilmem haklı mıyım?.. Siz de benim kadar öfkelenecek bir şeyler bulabiliyor musunuz, yoksa ben mi bu konuda çok mahirim?

Bilirsiniz, öfke baldan tatlıdır, ama öfkeyle kalkan da zararla oturur. Aslında bütün sorun, öfkenin ölçüsünü ayarlayabilmekte. Ama gelin görün ki, bu da pek kolay değil. Şu Atlasjet’in geçen hafta sayfa sayfa yayımlanan ilanını önünüze alın da, mesleğiniz adına öfkelenmemeye ya da öfkenizin ölçüsünü ayarlamaya çalışın. O pornografik başlığa verilecek yanıt çok açık ama, ne bu sitenin ne de benim terbiyem buna izin vermez.

Peki, marka adının da, alt marka adının da Türkçe’yle hiçbir ilgisi olmayan bir tıraş bıçağı reklamında, toplumun son günlerde iyiden iyiye hassaslaşan duygularıyla alay edercesine oynanmasına, bu da yetmiyormuş gibi bir de bayrak sergilenmesine hiç mi öfkelenmediniz? Yoksa alay etmekle mi yetindiniz? Ben, tam öfkem kabarırken birkaç kez yutkundum, öfkemin ölçüsünü ayarladım ve dişlerimin arasından ıslık gibi çıkan bir sesle, "Dinime küfreden Müslüman olsa…" diye söylenmekle yetindim.

Sevgili dostlar, öfkelenecek daha çok şey var. Ama biz gene de bardağın dolu tarafını görmeye çalışalım. Susuzluğumuzu giderecek olan orası…

2 Comments:

Blogger Ayşe Tüzel said...

Ciddi söylüyorum, benim gerçekten kalbim sıkışıyor. Öfkelenmenin belki de bir adım sonrası bilmiyorum. Ama ısıtıp ısıtıp "hedef kitle bundan etkileniyor" bahanesiyle önümüze konan ekşimiş yemeklerden midem bulanıyor. Aganigi naganilerden iğreniyorum. İçim kaldırmıyor. Hele şu Sevgili kağan İşmen'in yolladığı linki ziyaretimde kanım çekildi yine. Hep bizi buluyor çünkü hep biz aranıyoruz. Bugünlerde kendimi tutup, hepsine emek harcanmış, hepsinde bir sürü insanın alın teri var sakin ol dediğim tüm işlerden (itiraf ediyorum) nefret ediyorum.

14 Şubat, 2006 22:08  
Blogger Şahin Tekgündüz said...

Öfke baldan tatlıdır, dememiş miydim... Benim kadar öfkelenen ve öfkesini saklamayan birisiyle karşılaştığıma sevindim.

Gerçi, bardağın dolu yanına bakalım, susuzluğumuzu giderecek yer orasıdır, demiştim ama, sektörün aymazlarını yola getirebilmek ya da yok edebilmek de bizim işimiz. Susmayalım, benimsediğimizi, onayladığımızı, hatta alkışladığımızı sanacak kadar bilinçsiz olduklarından eminim. Öfkemizi çığlar gibi büyütmek, nehirler gibi birleştirmek zorundayız.

15 Şubat, 2006 00:56  

Yorum Gönder

<< Home