Pazartesi, Ekim 16, 2006

Balo Maskesiz Olsun!

Kimileri maskelerin ardındaki gerçeği bilmiyor.. Kimileri ise bildiği halde susuyor. Ya çıkar gereği.. Ya da korkudan! Balo maskesiz olmalı ki kimin kiminle dans ettiği bilinsin.. Maskeler inmeli ki o maskelerin ardındaki suratları beğenmeyenler, aldatılmaktan kurtulsun!

****

Önce, bir romancımızın son kitabının 50 bin adet basıldığı yazıldı. Arkasından kısa sürede 100 binlik bir satışın gerçekleştiği açıklandı. Derken, çıktığı günden beri ikinci cumhuriyetçi çizgisini korumaya özen gösteren Aktüel dergisi, o romancıyı Türkiye'nin ''bir numaralı aydını'' ilan etti. Bu romancının adı Orhan Pamuk'tu! Ben bu ''Büyük'' (!) yazarımızın bir romanını okumayı denemiştim. Başladığım şeyi bitirme konusundaki tüm inatçılığıma karşın, bitirememiştim. Ama ''Kara Kitap'' basında öylesine övüldü ki ikinci bir deneye girişmekten kendimi alamadım. Ve o çabamda da daha yarıya gelmeden havlu atmak durumunda kaldım. Tahsin Yücel ve Emin Özdemir gibi, çok saydığım isimlerin bu yazarla ilgili oldukça ağır eleştirilerini anımsadım. Ama beğenenlerin de ''beğenme hakkı''na saygı duydum. Ta ki... Bir okurum ''Kara Kitap''ta gizlenmiş bir bölüme dikkatimi çekinceye kadar.. ''Çocukluğunda kız kardeşi ile tarlada karga kovalayan sapık bir padişah'' gibi bir anlatım vardı bu bölümde!

****

Prof. Çetin Yetkin yönetiminde, ''Müdafaa-i Hukuk'' adlı çok değerli aylık bir dergi çıkıyor. Ilginç bir rastlantı olarak, derginin Aralık 1998 sayısında, Prof. Fahir Iz'in bir incelemesi yayımlandı: ''O. Pamuk'taki Atatürk Anlayışı...'' Meğer benim artık okumayı denemediğim kitaplarında daha neler varmış! Işte birkaç örnek: ''Sonra kasaba alanına dolanır, Atatürk heykeline sıçan güvercinleri ayıplar...'' ''Atatürk kendini içkiye vermiş meyhane kalabalığına, cumhuriyeti emanet etmiş olmanın güveniyle gülümsüyordu... '' ''Atatürk'ün leblebi zevkinin ülkemiz için ne büyük felaket olduğunu...'' ''Sonra bir cumhuriyet, Atatürk, damga pulu havasına girdiğimizi hatırlıyoruz.. .'' Sayın Iz, 275 sayfalık bir kitapta, tam sekiz yerde ve ''hiç gerekmediği halde'' Atatürk'e sataşıldığını saptamış. Şöyle diyor: ''Bunlar kitaptan çıkarılsa hiçbir şey değişmez. Yalnız yazarın kimi ruhsal gereksinimleri tatmin edilmemiş olur!'' Kim bilir, belki de Orhan Pamuk'un ''en birinci aydın'' ilan edilmesinde, bu incelemenin de büyük katkısı olmuştur!

****

Bayramın ikinci gününde, Emin Çölaşan ' ın yazısının başlığı ''Halka yalan söylemek'' idi. Önce ''Kara Kitap'' ı okuduğunu ve hiçbir şey anlamadığını yazıyordu. Sonra da Pamuk'un son kitabıyla ilgili yargısını şöyle özetliyordu: ''Bu romanın ilk baskısı 50 bin değil, sadece 3 bin adet. Ayrıca beş günde 100 bin adet satış falan yok. Bunların hepsi reklama dönük palavralar.. Baskıların faturalarını ve devlete ödenen vergilerin makbuzlarını ortaya çıkarsınlar!''

****

Ben, inandıklarını açıkça savunanlara hep saygı duymuşumdur.. O düşüncelere karşı olsam bile! Ama o yürekliliği gösteremeyip de bunu sinsice yapmaya çalışanlara.. oraya buraya ''bityeniği'' sokuşturanlara. . hep tiksinerek bakmışımdır. Bunu hep zayıf bir kişiliğin, zavallı bir ruh halinin yansıması olarak görmüşümdür. Oyun maskesiz oynanmalıdır! Çirkinlikleri gizleyen maskelerin indirilmesini de tüm ''gerçek aydınlar'' görev saymalıdır.. En başta da Cumhuriyet gazetesi görev saymalıdır! Ve de Pamuk adlı yazarı, isteyen okumalı, isteyen sevmelidir.. Ama ne olduğunu, kim olduğunu bilerek!.. Maskenin arkasındaki gerçek yüzü görerek!..

Ahmet Taner KIŞLALI
27.OCAK.1999

1 Comments:

Blogger Ömer Siber said...

Zıt da olsalar, ikinizin yaşamında da belirleyici unsurlar,
düşünceler.

Seni öldüren, onu ödüllendiren.

Seni öldürmeselerdi iyiydi.

İstiklal Caddesi’nin soğuk taşlarına kupkuru kıçını koymuş kız çocuğunun flüt çalışını, Dijital kameralarına kaydeder İsveçli adamla karısı.

Sen üzülür, ben üzülür,
çocuk soğuktan mıdır nedir,
biraz daha büzülür.


Yazını koydum diye ben de afillisinden linçöz oldum hani.
Güneşe dönüyor yüzlerini, ayçiçekleri.
Hep yapacaklar değil mi?

19 Ekim, 2006 12:37  

Yorum Gönder

<< Home