Pazartesi, Nisan 10, 2006

Türkçe Üzerine

Alev Alatlı'nın yazısını aynen aktarıyorum.

Karamanoğlu Mehmet Bey'i arıyorum.Göreniniz, bileniniz, duyanınız var mı? Bir ferman yayınlamıştı. "Bugünden sonra, divanda, dergâhta bârgâhta, mecliste, meydanda Türkçe'den başka dil konuşulmaya" diye. Hatırlayanınız var mı? Dolanın yurdun dört bir yanını, çarşıyı, pazarı, köyü, şehri; fermana uyanınız var mı? Nutkum tutuldu, şaşırdım merak ettim. Dolandığınız yerlerdeki Türkçe olmayan isimlere, gördüklerine, duyduklarına üzüleniniz var mı? Tanıtımın demo, sunucunun spiker, gösteri adamının showman, radyo sunucusunun discjokey, hanım ağanın firstlady olduğuna şaşıranınız var mı? Dükkânın store, bakkalın market, torbanın poşet, mağazanın süper, hiper, gross market, ucuzluğun damping olduğuna kananınız var mı? İlan tahtasının billboard, sayı tablosunun skorboard, bilgi alışının brifing, bildirgenin deklarasyon, merakın, uğraşın hobby olduğuna güleniniz var mı? Bırakın eli, özün bile seyrek uğradığı beldelerin girişinde welcome, çıkışında goodbye okuyanınız var mı? Korumanın, muhafızın body guard, sanat ve meslek pirlerinin duayen, itibarın, saygınlığın prestij olduğunu bileniniz var mı? Sekinin, alanın platform, merkezin center, büyüğün mega, küçüğün mikro, sonun final, özlemin hasretin nostalji olduğunu öğreneniz var mı? İş hanımızı plaza, bedestenimizi galeria, sergi yerlerimizi center room, show room, büyük şehirlerimizi mega kent diye gezeniniz var mı? Yol üstü lokantamızın fast food, yemek çeşitlerimizin menü olduğunu bileniniz ve hesabınızı adisyon diye ödeyeniniz var mı? İki katlı evinizi dubleks, üç katlı komşu evini tripleks, köşklerinizi villa, eşiğinizi antre diye adlandıranınız ve bahçe çiçeklerinizi flora diye koklayanınız var mı? Sevimlinin sempatik, sevimsizin antipatik, vurguncunun spekülatör, eşkiyanın mafya, desteğe, bilemediniz koltuk çıkmağa sponsorluk diyeniniz var mı? Mesireyi, kır gezisini picnic, bilgisayarı computer, hava yastığını airbag, eh pek olasıcalar, oluru, pekalayı, okey diye konuşanınız var mı? Çarpıcı önemli haberleri flash haber, yaşa, varol sevinçlerini oley oley, yıldızları star diye seyredeniniz var mı? Virvirik dağının tepesindeki köyde cafe show levhasının altında acının da acısı kahve içeniniz var mı? Toprağımızı, bayrağımızı, inancımızı çaldırmayalım derken, dilimizin çalındığını, talan edildiğini, özün el diline özendiğine içi yananınız var mı? Masallarımızı, tekerlemelerimizi, ata sözlerimizi unuttuk. Şarkılarımızı, türkülerimizi, ninnilerimizi kaybettik. türkçe'miz elden gidiyor, dizini döveniniz var mı? Karamanoğlu Mehmet Bey'i arıyorum. Göreniniz, bileniniz, duyanınız var mı? Bir ferman yayınlamıştı... Hayal meyal hatırlayıp da, sahip çıkanınız var mı?

3 Comments:

Blogger Eda Çizioğlu said...

Bir kaç gün önce bilgisayarım bozuldu, Türk Telekom'dan gelen görevli İngilizce Windows kullanıyorum diye beni Türk diline ihanet etmekle itham etti ve derhal programı değiştirmem için ciddi şekilde baskı yaptı.
Sonuç, halen İngilizce Windows kullanıyorum.
Dile yabancı kelimeler katmanın bir sınırı var mı? Nereye kadar evet, nereye kadar hayır diyoruz, yoksa toptan mı reddediyoruz yabancı kelimeleri, ya da eskilere yenilerini eklememek mi koruyacak dili?

10 Nisan, 2006 11:01  
Blogger Murat Kaya said...

Demek ki Cable Guy filminin "türevleri" de yaşanıyormuş hayatta

Çok enteresan. "Türkçeye ihanet"(!). Garip adammış.
Yalnız, baskısını yaptığı programa da "Windows" Türkçe versiyonu demiyorlar mı? Pencereler demesi için baskı yapalım o halde. :)

10 Nisan, 2006 23:26  
Blogger Eda Çizioğlu said...

Türkçe Windows demiyordu, 'bu kullandığınız yazılım'ı değiştirmek zorundasınız diyordu.

11 Nisan, 2006 12:09  

Yorum Gönder

<< Home