Salı, Haziran 28, 2005

Soğan ve Sarmısak

Bir gün deniz tüccarının birinin yolu, ıssız bir adaya düşer. Burada bir kabile yaşamaktadır. Doğal zenginlikleri bol olan bu ada tam bir ganimet adasıdır. Ancak adada bir şey eksiktir: Soğan! Ada halkının bu yiyecekten henüz haberi bile yoktur. Tüccar sayesinde ilk kez tattıkları bu mucize bitkinin lezzeti adeta hayatlarını değiştirir. Yemeklerine tamamen yepyeni bir tat gelmiştir ada halkının. Tüccar, giderken gemisindeki kilo kilo soğanları yemeleri ve ekip yenilerini yetiştirmeleri için adalılara hediye eder. Soğan denen bu yiyecek onlar için birdenbire tüm hazinelerden daha değerli bir hale gelmiştir. Evine döndükten sonra ada halkı minnettarlıklarının bir göstergesi olarak tüccara soğandan sonra onlar için en değerli olan şeyi gönderir: tabi ki, kasa kasa altın ve mücevher. Bu tatlı kazanç tüccarın çok hoşuna gider ve ada halkının henüz tanımadığı bir lezzetin daha olduğunu hatırlar. Sarmısak! Tüccar direkt sıvar kolları, elindeki hazinenin tümünü bozdurup bunun karşılığında alabileceği kadar sarmısak satın alır. Tonlarca sarmısağı adaya doğru gemiyle gönderir. Ada halkı mutluluktan ne yapacağını şaşırır. Çünkü bu yeni yiyecek, soğandan bile daha güzeldir. Yemeklerdeki lezzet tarif dahi edilemez hale gelmiş, adanın yeni gözdesi şimdi de sarmısak olmuştur. Adalılar buna da teşekkür etmeden geçmemeye kararlıdırlar. Ve yine minnettarlıklarının bir göstergesi olarak tüccara onlar için en değerli olan ikinci şeyden gönderirler. Tüccar kendisine gönderilen hediyenin ne olduğunu görünce şaşkınlıktan düşüp bayılır. Geminin içi ağzına kadar soğanla doludur!


Herkese iyi çarşamba sabahları!

0 Comments:

Yorum Gönder

<< Home