Cuma, Haziran 17, 2005

Inter-views... (İç-görüşler No.3) Reklam ajansı kurmak zor mu?

Kurmayı düşünenlere ya da düşünmeyenlere...

Kapatan, ortaklaşan, satan, memnun kalan, pişman olanlar...

Her sey karar verene kadar mı, sonra mı?
Nerede tıkanır, nasıl açılır, sorunlar nasıl aşılır?

İş mi yani? :)))

Saygılarla.

11 Comments:

Blogger Fırat Yıldız said...

Interview: Mülakat, görüsme, röportaj, görüsmek, röportaj yapmak.

17 Haziran, 2005 21:57  
Blogger Ferhat Tumer said...

comment: yorum.

17 Haziran, 2005 23:54  
Blogger Fırat Yıldız said...

:)
Bir reklam yazarinin Türkçe karsiligi dururken, kelimeyi Ingilizce sekliyle, yazarlarin bulundugu bir bloga koymasi da biraz ironik sanirim.

18 Haziran, 2005 01:19  
Blogger Ferhat Tumer said...

Türkçe karşılığı var derken,

mülakat
isim (mülâ:ka:t) Arapça mul¥®¥t

müzakere
isim (müza:kere) Arapça mu£¥kere

röportaj
isim Fransızca reportage

röportaj yapmak
isim Fransızca reportage yapmak

bu kelimeleri kastettik sanırım.

Röportaj kelimesi ilk kullanıldığında da aynı ironi (ironi: isim, edebiyat Fransızca ironie, ironik: tdk'da böyle bir kelime yok) yaşan mıydı acaba, ne dersin?

"iç-görüş" o kadar da kötü gelmedi bana aslında, yeni ve Türkçe...

Değerlendirmelerin için, içten teşekkürler Fırat. Her şeyin daha iyi olmasının yolu bundan geçiyor. Eksik olma. Yorumlarını bekliyoruz.

Saygıyla

18 Haziran, 2005 14:06  
Blogger Fırat Yıldız said...

Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.

18 Haziran, 2005 15:07  
Blogger Fırat Yıldız said...

FIRAT said...



Sanirim çarpıtma kelimesi Türkçe ve yazdiklarina birebir uyuşuyor. İç-görüş için herhangi bir yorumda bulunmadım farkettiysen. Benim gözüme takılan 'interview' kelimesi idi. Bunun günümüzde kullanılan anlamı varken İngilizce olarak yazılması ile ilgili bir şeyler söylemiştim. Bu kelimelerin Türkçe kökenli olmadıklarını gayet iyi biliyorum. Sadece farkettiğim, reklamcılar arasında, özellikle yazarlar arasında, sarfedilen kelimelerin genelde İngilice olması. Ve Ingilizce yerine Arapça ya da Farsça kökenli, günümüzde Türkçenin içine dahil edilen kelimelerin kullanılmasını tercih ederim. Son yılların 'trendi' sanırım. Yabancı kelimelerin Türkçenin arasına sıkıştırılması.
Belki ileride TDK 'interview' kelimesini de katar içeriğine.

18 Haziran, 2005 16:43  
Blogger Ferhat Tumer said...

Haklısın. Bir miktar çarpıtma var. Kabul ediyorum. Nedeni de, interview kelimesinin yanında kullandığım "iç-görüş" kelimesini görmezden gelmen. Belki birkaç interviews (iç-görüş) sonrası kalkacaktı oradan o kelime. Belki interview, İç-görüş kelimesi benimsenene kadar sadece bir bahane.
Röportaj, hoşuma gitmedi. Mülakat, ı-ıh. Bunaltıyor beni. Görüşme desen, görüşme değil. Ben de uydurdum İçgörüyü, uyarladım daha doğrusu interview'a. Sonra baktım eleştirin geldi. Intervew'a takılmadım ama yine, içgörü eksik geldi. İç-görüş yaptım, içime daha bir sindi.

Yabancı diller dilimize, bize hakim artık. Kabul etmeden yaşamak, kafayı-kuma-göm-mek-tir? Ben de rahatsızım senin kadar. Ama oturup ağlayamam bunun için. Harekete geçelim dersen, yardım ederim, yardım ararım. Bir kampanya yapalım beraber. Sponsor bulalım. Türkçe kendine gelsin. Utandıralım yapanları. Hadi. Bir de sponsor bulalım, arayalım. TDK olsun. MEB olsun. Buralara ulaşabilecek kişiler önayak olsun. RYD iyi niyetle bir kampanya başlattı, belki takip ettin. Ama bana çok etkili gelmedi doğrusu, daha iyisini yapılamaz derseniz, bekleyelim, görelim. Burada iç kanama var, bu kampanya bu yaraya bant gibi geldi sadece. Buradaki bütün gönüllü yazarlar toplanalım hadi. Kampanyalarla gelelim. En iyisini seçelim. Bu soruna bir çözüm önerelim.
Her şeyde bir hayır var, iyi ki yazdın, kışkırttın.
Ellerine sağlık Fırat . (Bir de sana zahmet soyadını bağışlar mısın?)

Evet, Sayın Akay, Sayın Mesci, Sayın Oker, Sayın Yarıcı... Size ihtiyaç var burada. Gelin, önayak olun. Nüfuzunuzu kullanın bizim için, Türkçe için. Gruplar hazırlayın. Ayağa kaldıralım Türkiye'yi. Uyuyanları uyandıralım. TDK'yı, üniversiteleri, profesörleri, MEB'i, Kültür Bakanlığı'nı...
Bizimse sahip çıkalım. Ben artık konuşmaktan, dinlemekten sıkıldım. Birşeyler yapalım.

Not:
Bu arada, söylemeden edemem. Asıl İroni Fırat; eleştirirken, TDK'da (sözlük, yazım kılavuzu) bulunmayan "ironik" kelimesini kullanman değil mi? Ama bu kelimenin içinde w,x,q gibi kelimeler olmaması, Türkçe'ye sızması için zorlamaya gerek kalmaması, araya kaynamasını kolaylaştırıyor belki de?

Bir de reklam yazarlarına atfetmek bu ayıbı. El-insaf! :)))

Çünkü reklam yazarının aklı sürekli başka şeylerde. Reklam yazarlarını eleştirmeyin. Daha çocuğuz biz.

18 Haziran, 2005 17:46  
Blogger Haluk Mesci said...

Inter-views 'iç-görüşler' olmaz ki ! Olsa olsa, 'görüşlerarası' olur...

18 Haziran, 2005 18:15  
Blogger Ferhat Tumer said...

Yorumsuz.

18 Haziran, 2005 20:12  
Blogger Tunç Balaban said...

Cuma günü yazamadım şimdi görüyorum.
İnterview-içgörüş konusu biraz karışmış açıkçası
birbirlerini karşılamıyorlar diye düşünüyorum.

Bir de karışıklık konusuna ben de katılıyorum. Ortalık bir hayli karışmış. İnsanlar yazarlar bu kadar da zorlamak anlamsız sadece teşvik etmek lazım zaman zaman.

Kendin için yaz bence, insanların yazması için değil

20 Haziran, 2005 11:10  
Blogger Vahide Tandelen said...

Ajans dediğin nedir ki? Üç-beş bilgisayar, tercihan plazaların birinde yer alacak bir ofis... Hem bir sürü işsiz yok mu bu ülkede? Reklam yazarı, art direktör, müşteri temsilcisi, -stratejik planlamacıya ne gerek var?-, bir sekreter, bir çaycı.

Diğer ajanslardan daha düşük fiyat çekeriz, şimdilik daha küçük reklamverenlerle başlarız, olmadı reklamvermeyeni reklamveren yaparız. Sonra büyürüz, konkur kazanırız. Yan işler de yaparız, adımızı da tam hizmet ajansı yaparız. (Tam hizmet ajansları alınmasın şimdi.) Ödemelerimiz yakaştığı oranda müşterinin her dediğine 'he' deriz.

Sonra?

Bilmem, belki çevre gereklidir. Hem zaten bu tür işler yemek masalarında, içki sofralarında bitiriliyor, biz ondan yapamıyoruz herhalde...

Hiç ajans açmadım, açılışında da bulunmadım. Yazdıklarımla ilgili eleştirilerinizi beklerim.

20 Haziran, 2005 16:12  

Yorum Gönder

<< Home