Çarşamba, Haziran 29, 2005

Belleksiz reklamcılık, belleksiz yaratıcılık...

Luerzer’s Archive, Epica Awards, The Creative Black Book, Shots, Print, Creative, Communication Arts, Art Directors Annual, American Advertising Association Awards, The One Club Awards...Hemen hemen her ajansta bulunabilen kalın ciltli, afili baskılı, güzel mi güzel reklam arşiv kitapları, DVD’ler, muteber kaynaklar...

Bizim hocalarımız zamanında kitap yokluğundan yakınarak “bizim reklamcılığı öğreneceğimiz kitaplar yoktu” diyerek ne kadar şanslı olduğumuzu anlatmaya çalışırdı. Evet eskiye göre kaynakların ulaşılabilirliği ve bolluğu adına şanslıyız. Ama bu şansın ne kadarını avantaja dönüştürebiliyoruz burası sorgulanmalı! Uzun zamandır merak ediyorum. Acaba Türkiye’deki reklam yaratıcıları yaptıkları işlerden utanıyorlar mı? Yoksa mesleki derneklerde kimse içinden geçirmiyor mu “yahu bizim şu Kristal Elma işlerini neden şöyle ciltli, güzel bir baskıyla satışa sunmuyoruz kitabevlerinde...Hem para kazanırız hem de reklamlarımızı arşivlemiş oluruz” diye...Sadece reklam ajansı isimleri, katılımcılar ve ödüllerin yazılı olduğu ufak bir katalog basılmış! Ne ifade ediyor ki! Kim satın alır diye düşünmeye gerek yok! İyi veya kötü bu reklamların bir şekilde arşivlenmesi, belleklere kazınması gerekiyor ki yeni bir şey yaratırken ‘pişti’ye düşmeyelim! Elbette hepimiz ‘algıda seçicilik’ ve ‘meslek gereği’ gazete okurken veya televizyon izlerken üretilen işlere dikkat ediyoruz, üstüne tartışmalar yapıyoruz. Ama hepsini yakalamak mümkün değil! Hem reklamcılık üstüne yapılacak akademik araştırmalarda kullanılmak üzere hem de ileride bu mesleği sahiplenecek öğrencilerin gelişiminde bu büyük önem taşıyor. Siyaset, spor, moda, yaşam biçimi gibi birçok kaynaktan beslenen reklamların arşivlenmesinin ve bu arşivlerin ulaşabilirliğinin sağlanması konusunda elle tutulur kaynaklara acilen ihtiyacımız var. Reklam yalnızca reklam değil çünkü...Geçmişi anlayıp, geleceği yaşamak/yaratmak için ciddi bir arşiv kültürüne sahip olmak gerekiyor ve bunu başkaları çok iyi başarıyor.

Başkaları derken, geçen gün elime bir kitap geçti. Arjantinli reklam ajansları bir araya gelip bir kitap bastırmışlar, kitabın içine bir de CD eklemişler. Bunu Cannes başta olmak üzere dünyada tanıtım amaçlı kullanıyorlar. Tabi içindeki reklamlar da kendilerini en iyi anlatacakları türden...Madem kitap basmıyoruz, yayımlamıyoruz o halde neden ‘worldwideweb’in nimetlerinden faydalanmıyoruz? –sakın bana ‘reklampark’ var ya demeyin- Farzedelim birkaç web sitesi son 1-2 yılı arşivlemiş! Peki bugün Türk reklamcılığının ustalarının yaptıkları işleri, geçtikleri yolları nereden görebileceğiz? Haluk Mesci, Hulki Aktunç, Ersin Salman, Ege Ernart, Ali Taran (beğenelim veya beğenmeyelim) gibi reklam sektörünün ilk ustalarının (televizyon kuşağı olarak diyorum, yoksa İhap Hulusi’yi, Mengü Ertel’i unutmuyoruz) ürettikleri işleri bilmek istiyorum. Fazla mı merak ediyorum? Çocukluğumda dilime dolanan, beni etkileyen sloganların yaratıcılarını, hayatımızı, yaşam biçimimizi farkında olmadan etkileyen reklamları kimlerin, nasıl ürettiklerini bilmek istiyorum. Şimdi düşünüyorum da peki ya bizim ürettiklerimizi bizden sonrakiler nereden öğrenecek? Kütüphanelerdeki cilt cilt gazete arşivlerinden mi?

Tüm bu koşullarda ‘bugün sektörce sahip olduğumuz yaratıcılık seviyesi belleksiz olmanın ve belleksiz yaratmanın sonuçları mı?’ diye düşünmeden edemiyorum...


Baran Gündüzalp

7 Comments:

Blogger Haluk Mesci said...

Baran, yaklaşık-kaba bir tarih sıralaması ile, 1973'ten bu yana şu sloganları yazdığımı biliyorum :


DYO : boyada birinci

National : Anında görüntü, beklemeden ses.

Pril : Pril'le pırıl pırıl.

Efes Pilsen : Bira bu kapağın altındadır.

Elka : Yüz kapı hemen, bin kapı yarın.

Jill : Eskimiş çoraplarınızı atın, atamazsanız paspas yapın.

CinCin : Cin gibiler CinCin çiğner.

Noramin : Bizde Noramin var. Sizde ne var ?

Sezak 1001 : Kaç liradır dersiniz ?

Schweppes : İnsanlar iyi şeylere layıktır.

Genborsa : Akıllı paranın gittiği yer.

Ülker Taç Kraker : Atıştırın, açlığınız yatıştırın.

Ülker Fındıklı Gofret : 9 kat tat.

Ülker Çikolatalı Gofret : Çikolatalı.

Ülker Badem Kraker : Badem biter, Adem gider.

Avis : Otomobili Kiralayın.

Avis : 'Arayın, Vasıta İsteyin' Servisi.

Commodore : İçinizdeki dahiyi uyandırın.

Kelebek Mobilya : Evini benimser.

Nora Video Kaset : Şimdi kaydet, sonra seyret.

Raksotek : Satın al, Seyret, Sakla.

Rejoice : Yıka ve Çık. [İngilizce ‘Wash ‘n Go’ uyarlaması]

Alo : Beyazötesi.

MacDonald's : MacDonald's gibisi yok. [İngilizce ‘There’s nothing quite like McDonald’s’ uyarlaması]

Ülker Metro : Çünkü hayat dinamiktir.

Ülker Çikolata : Tadı nefis, fiyatı tatlı.

Ülker Pasta : Kendi çapında pasta.

Sunny : Günlük güleçlik.

RC Cola : Sen ol, kendin ol.

OPET : Onun gücü, Türkiye !

Negatif Dergisi : Adı Negatif ama, tadı pozitif.

Maçips : Her maça gidiyor, her maçta yeniyor.

Pekos / Patos : El Turco ? Si ! Pekos, Patos ? Si !

Philips : Birlikte, hep daha iyiye. [İngilizce ‘Let’s make things better’ uyarlaması]

UNO : Ekmeğinizi elletmeyin.

29 Haziran, 2005 15:11  
Blogger Baran Gündüzalp said...

Sloganlar için teşekkürler...Efes Pilsen'in efsanevi sloganının size ait olduğunu bilmiyordum. İşte bu nedenle sağlam arşivlere ihtiyacımız var. Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi öğrencilerinin web sitesinde bir slogan arşivi oluşuyordu ama o da çok yetersiz! Görsellerine ulaşmaksa çok büyük zaman ve emek istiyor...

29 Haziran, 2005 20:10  
Blogger Ceylan Pojon said...

Sadece bira bu kapağın altındadır sloganını atmakla kalmayıp, reklam filminde de oynadı yanlış hatırlamıyorsam.

Bu arada, evet arşivleme gerekliliği konusunda sana katılıyorum. Hatta daha geçen gün o bahsettiğin gıcır arşiv dergi ve kitaplarını karıştırırken bizim ajans kitaplığında, dedim ki, "Neden bizde de yok bunlardan? bi kitabı dolduracak kadar parlak iş de mi çıkmadı?". Eminim belirli yayın grupları düşünmüştür ve düşünüyordur bunu yapmayı ama asıl soru, neden vazgeçtiler?

30 Haziran, 2005 10:45  
Blogger Eylül Ataklı said...

Bence asıl sorulması gereken neden vazgeçtikleri değil. Önemli olan şu; böyle bir arşivin ihtiyacının hissedilmesi.
Ben böyle bir projede yer almaya dünden hevesliyim. Gereken tek şeyin de haftada bir kaç saat ve büyük bir isteklilik olduğunu düşünüyorum.
Reklam yazarı filan olmadığım gibi reklam dünyasında da yer almadım ama reklam manyağı olan biri olarak eğer böyle bir reklam arşivinin oluşturulmasına en ufak bir katkım olursa acayip mutlu olurum :)

Not: Birileri her zaman bir şeylerin yapılamayacağı yönünde bir takım fikirler öne sürebilir. Ama gerçekten bir şeyi istiyorsanız bunu yapabilirsiniz. Şimdi var mı gönüllü?

04 Temmuz, 2005 01:20  
Blogger Baran Gündüzalp said...

Ben elbette gönüllü olurum! Birçok kişi de gönüllü olur ama uzun soluklu olmaz. Önemli olan arşivciliğin ve arşiv kültürünün kurumsallaşması...Bu durum yalnızca reklam sektörü için değil, bugün müzecilik, kütüphanecilik gibi arşivciliğin kusursuz olması gereken alanlarda bile yok Türkiye’de. Büyük holdinglerin girişimleriyle kültür ve sanat eserleri korunuyor. İşin özü balık tutmakta yatmıyor, balık tutmanın bir alışkanlık haline gelmesi gerekiyor ki, bunun için ne kadar zaman kaybetmek gerekiyor daha bilmiyorum! RD, RV, RYD, RVD gibi güçlü dernekler var. Özellikle RV eğitimleri, konferansları ile ciddi kaynak yaratabiliyor. Belki de biraz olsun reklamverenlerin de sahip çıkması gerekiyor kendi işlerine. Acaba onlar saklıyorlar mı kendi işlerini? Ya da diğer taraftan bakınca, bugün kaç reklam yaratıcısı ürettikleri işlere, reklamcılık jargonuyla “portfolyolarına” sahip çıkıyor? Hadi gençler, ekmek kapısı, iş görüşmesi derdiyle 'biraz özen gösteriyor' ama ‘senior’ kıvamına gelmiş birçok kişide ben portfolyo göremiyorum açıkçası! Bir diğer taraf var ki en çok orada umut var. Akademik çalışmalar...Tabi onlara kaç kişinin ulaşabileceği de ayrı konu?

Sorun söylediğin şeye geliyor. “İhtiyacın hissedilmesi”...Şunu diyenler de var...”Ondan önce ne ihtiyaçlar var, pehhhh?”

Şimdi var mı ihtiyacı hissettirecek?

04 Temmuz, 2005 15:22  
Blogger Emrah Kural said...

www.reklampark.net tavsiye ederim pek arsiv sayılmaz ama ülkemizde yayınlanan reklam filmleri ve basın ilanları bu sitede mevcut ilk açıldıgında ucretsizde simdi ucretli olmus...

05 Temmuz, 2005 10:21  
Blogger Emrah Kural said...

www.reklampark.net tavsiye ederim pek arsiv sayılmaz ama ülkemizde yayınlanan reklam filmleri ve basın ilanları bu sitede mevcut ilk açıldıgında ucretsizdi simdi ucretli olmus...

05 Temmuz, 2005 10:22  

Yorum Gönder

<< Home